Anti-Aging

Antı Agıng’te Beslenme

  • Antı – Agıng’te Beslenme
    • Bir insanin ne kadar meyve ve sebze yediğini anlamak için 24 saatlik idrarda potasyum degerlerine bakmak lazimdir.
      Bir insanin ne kadar kalorili gida aldiğini anlamak için 24 saatlik idrarda kalsiyum miktarina bakilir. Kalsiyum bircok türdeki gidanin hepsinde vardir.

      Total kalori miktarini düşürmeksizin her 2 günde bir 1 veya 2 öğünü atlamak kalori yakişinizi arttirir ve kilo vermenizi hizlandirir.

      Her bir yemek öncesi açlik durumunda kan kortisol seviyesi geçici olarak artar. Aç kalma kortisol seviyesini arttirir. Bunun sebebi geçicide olsa kan sekerinin düşmesini engellemek içindir.( hypoglisemia)  Fakat yeterli miktarda yemek yeme durumunda bu sistem çalişmaz.

      Yüksek glisemik indexli gidalar kandaki aşağida sayacağimiz hormonlar düşürür.


      – Cortisol
      – Growth hormon
      –  Testosterone
      –  Dhea
      –  Glukagon
      –  Estradiol
      –  Androstenedione

       

      Bu hormonlarimiz kan şekeri normale dönene kadar seviyeleri düşer..
      Bu yüzden cereal ve grain ler yüksek glisemik indexi yaptiklarindan kan şekeri yükselir ve buna bagli olarakta bu hormonlar düşer.
      Ekmek,makarna,pirinç yüksek glisemik indexe sahip gidalardir. Yüksek glisemik indexli gidalarin uzun süre ve devamli tüketilmesi premature aging e sebeb olurlar. Daha fazlasi cereals gidalar gida allergileri yaratir örneğin gluten veya gliadin allerjisi gibi. Eğer vucut devamli olarak allrjik gidalari tüketmeye devam ederse vucutta bir inflamasyona sebeb olur. Karin şişkinliği ve gaz şikayetleri oluşur. Daha ilerisinde gastrointestinal mukozada atrofi meydana gelir. Bunun sonucundada bazi besleyici maddelerin emiliminde sorunlar cikmaya baslar. Bu besleyici maddelerin emiliminin azalmasi hormon al sistemimizide etkiler. barsaklarda oluşacak bu inflamasyon tablosu komşu organlarida etkiler örneğin overler ve adrenal bezler gibi. Tohumlu gidalar barsak sistemimizde zor parcalanirlar ve hepsi parcalanmaz ve emilemez ve uzun süre kalirlar buda barsak sistemimizde mantar oluşmasini ve bakterilerin yerleşmesine ve kronik barsak enfeksiyonlarina sebeb olur.

      Bu durumda ileride bircok hormonumuzun dengeli çalişmasini etkileyen faktörlerdir. Filizlenmiş tohumlar hatta filizlenmiş pirinç bile sebze sayildiklari için barsaklarimizda böyle bir problem yartamazlar . Pirinç filizlenmek için 4 gün isterken diğer tohumlar 2 -3 gün içinde filizlenirler.filizlenmiş tohumlar cok daha kolay hazim edilirler. Tam tahilli ekmekler veya kepekli gidalar hazim edilmeyen veya erimeyen yagda veya suda lifler içerirler. Kepekli gidalar veya ekmekleriçindeki lifler barsak duvarina yapişir ve safra kesesinin altindan gecerken safradaki hormonlarimizida emip götürüler ve cogu hormon içererek barsaklarimizdan gaita olarak atilir. Bu beslenme şekliyle %15-45 oraninda serum hormon seviyelerimiz düşer.

      Bunlarin başinda; testosterone, estradiol, estrone, dhea, androstenedione gelmektedir. Karaciğerde yapilan bu hormonlar safra içinde glukuronate veya sulfat molekullerine baglanirlarki bunlar hormonlari daha fazla soluble hale getirir. Barsaklara vardiklari zaman bu glukuronid ve sulfat formlarindan bakteriler sayesinde kurtulurlar. Bundan sonra emilimleri barsak mukozasindaki hücreler tarafindan olur ve kan akimina gecerek fonksiyonlarini target organlarda görürler.

      Tatlilar ve soft derink ler.;

      Şeker, çikolata, kekler, pastalar, ve yumusak içkiler, meyve sulari,  kan sekerini 10-20 dakika içinde kuvvetlice çikaran yani yükselten içeceklerdir. Hizli bir şekilde yükselen kan şekeri nedeniyle kan kortisol ve diger hiperglisemik hormonlar düşer. Buda yaklaşik yarim saat alir düşmeleri. Düzenli olarak şeker tüketimi endokrin sistemimizin aktivitesinin azalmasinda baş sorumlu nedendir.

      Alkol ve kafeinli gidalar;

      Alkol alimi bircok hormonumuzu etkiler. bunun sebebi şeker ve alkol içermeleridir. Sirkede üzümden yapilansa oda bu guruba fremente olmuş içkilere girer. ( fermente şarap)

      Yapilan bir çalişmada her gün içilen iki veya daha fazla kafeinli kahve veya bir kadeh alkol veya fazlasi kan estradiol seviyemizi % 60 oraninda arttirir. Yüksek estrogen seviyesi sadece kanimizdaki testosterone aktivitesini ( partially blocks the effects of endogeneous testosterone activity) etkilemez ayni zamanda yüksek estrogen seviyesi prostat hacmimizi ve prostatin stromal hyperplaziasina neden olduğu gibi erkeklerin vücud görünümünü kadinsilaştirir. (gyneocomastia) Aldesterone ve vazoprressin acisindan yetmezliği olan insanlar kafeinli gidalari ve alkolu hayatlarindan uzaklaştirmalari lazimdir.( decafe dahil.) Eğer bu duruma rağmen içerlerse durumlari dahada vahim olur. Gece kafeinli gidalardan uzak kalmamiz lazim çünkü kafeinli gidalar serum kortisol seviyesini düşürdüğü gibi melatonin seviyelerinide düşürür. Dekafeinated drinks  ki bunda karbonik asit ve suyla kafein oranlari düşürülmüştür. Bu bir alterbative olabilir eğer cok içmek gerekiyorsa.

      Süt ürünleri;

      Yetişkin insan sindirim sistemi süt ürünleri için dizayn edilmemiştir ( inek ve keçi kökenli olan) hatta çocuklara verdiğimiz  insan sütü bile yetişkinlere verildiğinde tolere edilmezler ve hazim edilmezler. Bunun sebebi yetişkin insanda görülen lactase ve diğer enzim eksikliğidirki genellikle böyledir. Bu enzimler yeteri kadar olmadiği veya eksik olduğu için tolere edilmez vehazim edilmezler.

      Süt ürünlerini kullanmamamiz  için bircok sebeb vardir. Lactose intoleransindan başlayan ve çesitli hazimla ilgili problemlere kadar uzanan ve kalp ve damar hastaliklarinina sebeb olan çeşitli sorunlara sebeb olur. Süt ürünlerinin burda sayamiyacagimiz kadar yetişkin insan için yan etkileri vardir.

       

      Peptisitler ve gida içine katilan katki maddeleri;

      Bir cok peptisitlerin ve gida katki maddelerinin hormonlarimizin salinimi ve fonksiyonlari üzerine yan etkileri vardir.
      Bu tip katki maddeleri ve peptisitler bakterileri ve insektleri öldürmek için kullanilir. Bu kimyasal maddeler insan vucuduna sayisiz zarar verir ve nazik bir denge içinde çalişan hormonal sistemimizi etkiler. Bu endüstirilize edilmiş gidalarda bulunan eser elementler vucudumuzdaki hormon sisitemini etkilemeye yeterlidir.

      Gidalarimizda bulunan bu tip katki maddelerinden çoğu vucudumuzda estrogen hormonunun etkilerini taklit ederler ve onlar gibi estrogen reseptörlerine bağlanirlar.bu durumdada vucudumuzdaki endokrin sisteminin dengesini bozarlar ve fonksiyonlarinin bozulmasina sebeb olurlar.

      Aşiri kilo ve şişmanlik;

      Obesitenin tek başina endokrin sisitemimiz üzerine yan etkileri vardir. Kadinlarda obesite ovulasyonu azaltabilir ve kadinlik hormonlarinin yapimini azaltabilir. Daha fazlasi yağ dokusu aromatase enzimi bakimindan zengin olduğu için testosteronu estradiole çevirdiği için erkeklik hormonlarini inaktive eder.aromatase enzimlerinin fazlaliği erkekleride etkiler. Daha fazla yağ dokusu bulunanlarda hormonal tablo dahada boxuktur.bunlarda düşük serum testosterone ve yüksek estradiol seviyesi vardir.

      düzenli ve yeterli uyku alin;
      Günümüz modern yaşaminda uykuyla ilgili problemler cok sik rastlanmaktadir. Düzenli uyku uyuyamiyanlarda düşük hormon seviyeleri; tiroid ve testosterone seviyeleri vardir. Bu durum  iştahi arttirir   ( özellikle tatli ve nişastali gida alimini) bunun sebebi hormon yapimini arttirmak içindir. Bu durumdada insulin seviyesi artarak yükselen kan şeker değerlerini düşürür bu durumdada iştah artarak daha fazla şekerli gida tüketimi ve kusmaya neden olur.
      Gida ve içeceklerin hormon seviyelerine ve aktivitelerine olan etkileri;

       

      Aşagidaki tablo gida ve içeceklerin hormonlarimiz ve aktiviteleri üzerine olan etkilerini düzenlemektedir;

       

                          iyi protein

                     kötü protein

       

      (et, yumurta, balık, kümes hayvanları).

      (süt ürünleri).

      melatonin aktivetisi

      düşürür

      ?

      büyüme hormonu aktivitesi (igf 1)

      arttırır

      azaltır

      tiroid aktivetisi

      azaltır

      azaltır

      kortisol aktivetisi

      arttırır

      azaltır

      dhea

      arttırır

      azaltır

      aldesteron

      arttırır

      ?

      estradiol

      arttırır

      azaltır

      progesterone

      arttırır

      azaltır

      testesteron aktivetisi

      arttırır

      azaltır

           

       

       

        iyi karbonhidratlar

        kötü karbonhidratlar

       

          ( meyve, zebze)

        ( şeker, tatlılar, cereals)

      melatonin aktivetisi

      yok

      ?

      büyüme hormonu aktivitesi (igf 1)

      ?

      azaltır

      tiroid aktivetisi

      arttırır

      arttırır

      kortisol aktivetisi

      yok

      azaltır

      dhea

      yok

      azaltır

      aldesteron

      yok

      azaltır

      estradiol

      yok

      yok

      progesterone

      yok

      azaltır

      testesteron aktivetisi

      yok

      azaltır

       

      alkol

      yağlar (sature)

      melatonin aktivetisi

      ciddi derece azaltır

      ?

       büyüme hormonu aktivitesi (igf 1)

      azaltır

      azaltır

      tiroid aktivetisi

      azaltır

      azaltır

      kortisol aktivetisi

      azaltır

      azaltır

      dhea

      azaltır

      arttırır

      aldesteron

      azaltır

      arttırır

      estradiol

      azaltır

      arttırır

      progesterone

      azaltır

      arttırır

      testesteron aktivetisi

      azaltır

      arttırır

      Görüldüğü gibi sature yağ aliminin artmasi estrogen,progesterone, testosterone gibi hormonlarin aktivitelerini arttirmaktadir.ayrica DHEA ve cortisol seviyelerinide arttirir. Aldesterone üzerine etkileri bilinmemektedir. Büyüme hormonu üzerine sature edilmiş yağlarin azaltici etkisi bulunmaktadir.

      Optimal hormon yapimi ve aktivitesi için öneriler;
      1- 1500-3500 kalorilik yeterli gida alin(aktiviteye bağli olarak)
      2- Organik gida alin
      3- Çiğ ama parasitten arinmiş gida yiyin gidalari suyla isitin ( buhar,kaynatma vs) veya gidalari düşük ateşte gidalari        pişirin ( yüz derceyi gecmeyen sicakliklarda yavaş yavaş pişirin)
      4-  Bol miktarda sebze ve meyve yiyin ( minumum 400 gram veya 5-6 porsiyon halinde yiyin)
      5-  Demir ve iyot bakimindan zengin gida yiyin.( kirmizi et, deniz ürünleri,yosun..)
      6-  Et,kümes hayvanlari, yumurta gibi proteinleri yeterli miktarda(300-300 gram)
      7-  Bazi destek ürünleri alinabilir bazi vakalarda ; a.a ; glutamine,arginine,lysine veya iyi dengelenmiş aminoasitler.
      8-  Yeteri miktarda su ve tuz alin.
      9-  Sik ve düzenli yemek yiyin
      10- Zaman zaman öğün atlayabilirsiniz.
      11- Derin ve yeterli uyku alin.

      Yenmemesi geren gidalar;

      a- Fazla kilo yapacak veya göbek yapmayacak kadar yeterli gida alin
      b- Endustirilize edilmiş gidalardan uzakta kalin
      c- Alkol,sirke,kafeinize edilmiş gidalardan uzakta kalin.
      d- Süt ürünlerini kullanmayin
      e- Gidalari kizartmayin yüksek ateşte.( grill,barbekü,tava gibi.)
      f- Şekerli gidalar,tatlilar,kekler,içecekler ve diğer cereal lardan uzakta kalin.
      g- Kahve,çay,sigara,soft içeçecekler,alkol gibi diüretik etkisi gösteren maddelerden uzakta kalinmalidir.
      h- Uyku bozukluklarindan uzakta kalin.

       

      Özel vakalar;

      Tiroidin hormonlarla tedavisinden basarili sonuc almayan hastalarda ; yüksek proteinli gidalardan uzakta kalmasini sağlayin çünkü yüksek miktarda protein alan insanlarda t4 ün t3 e dönüşü azalmaktadir. Bu durumda diğer tiroid fonksiyonlarinin azalmasina neden olur.

      Çok fazla deniz ürünü yemek ( iodine bakimindan zengin) tiroid fonksiyonlarini bozar ve hipotiroid yapar. Japonyada hipotiroid fonksiyonu olan hastalarin % 50 sinin fazla balik türevi ve iodine dan zengin deniz ürünleri yediği saptanmiştir. Bu ürünle kesildiğinde 2-3 hafta içinde tiroid fonksiyonlarinin normale döndüğü görülmüştür. bu durumda fazla iodine almanin tiroid fonksiyonalrini azalttiği görülmüştür. Herseyin orta miktari en normalidir.

      Serum demir seviyelerinin optimum degerlerinde olmasi lazimdir.

      Düşük kortizon degerlerine sahip hastalarda ( hypocorticosim) eğer bu hastalar kortison veya glukokortikoid almiyorlarsa küçük miktarlarda ama sik olarak gida almalarini saglamaliyiz. çünkü kortisol seviyesi her yemekle double oranda geçici olarak artar.

       

      Hayat şekli uyumu;( lifestyle adaptations)

      Hormon tedavisine başamadan önce gözönüne alinmasi gereken diğer durumlar;

      Saglikli beslenme veya hormonlarimiz için uygun gidalari secmekle beraber aşagidaki durumlarda yeterli hormon yapilmasini etkilemektedir.;

      Sağlikli ev içi ortami;

      Sentetik ev halilari, duvar kagitlari, insektisitle muamele edilmiş agactan yapilmiş ev sistemi hormonlarimizin etkli olarak çalişmalarini saldiklari kimyasal gaz ve pollution nedeniyle bozmaktadir.

      Toksikoloji testi;

      Çevresel faktörler nedeniyle bircok insan günümüzde artan miktarlarda etkilenmektedir. Çevresel nedenlerle oluşan pollution hormonsal bozukluklara neden olmaktadir. Bu pollution kaynaklari , gidalrdaki peptisidler ve diğer toksinler ( gida ve sudaki) toksik ev içindeki mobilyalar, elektrikli aletlerden oluşan aşiri radyasyon air conditionerlar, ev disşindaki ortamda gelen pollutions gibi tüm toksinler yillar boyunca aliminda hormonlarimiz üzerinde ters etki yapmaktadirlar. Çok fazla toksik madde olduğu için bizim bu konuda örnek vermemiz oldukca kisitlayicidir. Çok fazla test vardir.

      Gida allerjileri;

      Her gün ayni yemekleri veya meyveleri tüketen insanlarda bunlara karşi allerjileri daha çok geliştirir. Gidalara karsi allerjiler kendilerini yemek sonrasi gelişen karin şişkinliği, karin agrisi, artmiş yorgunluk, başagrisi, agiz ülserleri. İntestinal inflamasyon agizdan alinan hormonlari etkileyebildiği gibi agizdan alinan ve hormon çalişmasinda etkili olan amino asitlerinde emilmesini etkiler. Bunu birazda olsa engellemek veya azaltmak için hergün ayni gidalari yememeye özen gösterin . Yemek çeşidinizi değiştirin. Kortisol seviyesi düşük olan insanlarda gidalara cok daha dikkat etmeleri gerekiyor. Bu tip insanlarda gida allerjileri daha cabuk gelişir. Kortisol seviyenizi uygun testlerle doktorunuzla beraber tespit edin. eger eksiklik vrsa bunu düzeltin. Eğer size dokunan yemekleri tespit edebiliyorsaniz bunlari en az 6 ay vücudunuzdan uzak tutun. Bu durumda sizin alerjik yapinizi azaltmaya yardim eder.

       

      Yeterli işik;

      Işik çeşitli hormonlari etkiler. özellikle kuvvetli sabah işiği 2 nedenle vucudumuzda ihtiyaç gösterir.

           a- Sirkadian ritmin ayarlanmasinda
      b- 2 hormonumuzun aktivitesini belirgin olarak etkiler; karanliktan aydinliğa gecmemiz durumunda dakikalar içinde
      kortisol seviyemiz  en az % 50 oraninda artar.tiroid hormonlarida kuvvetli güneş işiği altinda artar.
      c- Melatonin hormonu karanliktan aydinliğa geçişte düşerrek ritmi ayarlamamiza yardim eder.
      d-  Büyüme hormonun seviyesi düşer.
      gece yatarken yatak odasinda elektronik alet birakmayin ve perdelerinizi iyice kapatin ve sogukta uyuyun.

       

      Düzgün vucut pozisyonu;

      Kronik olarak gergin olan insanlarin hormonal yapilarini optimize etmek zordur. Adale tonusunun yüksek olmasi genellikle stress veya posturden dolayi olmaktadir.rahat nefes almak ve iyi bir posturde oturmak hormon balansi için önemlidir. Relaxe olarak derin nefes alma eksersizleri hormon tedavisi acisindan idealdir.

      Orta derecede fiziksel aktivite;

      Hareketsiz kalmak ve adalelerimizi yeterince kullanmamak bütün vücudun sirkulasyonunu etkiler. Orta derecede aerobik eksersiz  vucudumuzun daha iyi fonksiyon görmesine yardim eder. Aşiri eksersiz rahat nefes almamizi etkilediği gibi ihtiyaci olan enerji kaynaği olarak hormon depolarimizi kullanir . Bu tip agir eksersizleri haftada bir yapmak en iyisidir. Yoksa bu tip agir eksersizleri hergün yapmak sizin hormon depolarinizi boşaltarak erken yaşlanmaniza neden olur. Eğer 40 yaşindan sonra bu tip eksersizleri yapiyorsaniz hormon desteği almaniz lazimdir.eğer bu desteği almazlarsa age related hormon azalmasi hizla artar. Eğer ogün anaerobik eksersiz yapiyorsaniz hormon desteğinizi almaniz gerekir. Özellikle sex hormonlarini . Erkekler için testosterone ve kadinlar için estrogen.
      Pozitive duygular;

      Erkeklerde tutumuş oldugu bir takimin kazanmasi veya güzel sevindirici bir haber almasi durumunda testosterone seviyesi artar. Dostane sicak bir temas veya dokunma kadinlarda oksitosin seviyesini  arttirir. Bu hormon aşk hormonudur. Meditasyon ayni zamanda  DHEA, melatonin miktarlarinizi arttirirken cortisol seviyenizi normalize eder.
      Pozitive haberler veya emosyon ve belkide sevgili bir temas daha iyi bir hormon seviyenizi sağlar.

      Yeterli uyku;

      Uyku hipofiz bezimizdeki ,tiroid bezimizdeki ve böbrek üstü bezlerimiz olan surrenal glandlardaki hormon depolarimizi yeniler ve doldurur. Buda bizim günümüzün iyi geçmesini sağlar. Günde 6 saat uyku 9 saati gecmemesi kaydiylka yeterli bir uykudur. 6 saaten aşağida ve 9 saaten fazla alinan uyku mortalite oranini artirmaktadir. eğer az uyuyorsaniz gece boyunca iyi sentezlenmemiş veya depolanmamiş hormonlarinizi bozacaği için ek destek ihtiyaciniz doğar. Böylece bu hormon eksikliklerinden doğabilecek olan hasarlari minimize etmek lazimdir. Eğer günde 9 saaten fazla uykuya ihtiyaciniz varsa bu belkide büyüme hormonu gibi bazi hormonlarinizin  eksikliğinden dolayidir.

      Hormon seviyelerinizi etkileyen ilaçlar;

      Beta blokörler, uyku haplari, anti depressanlar, anti epileptik ilaçlar, kollesterol düşürücü ilaçlar hormon seviyelerinizi azaltir. Eğer bunlari cidden almaniz mecburi ise bazi hormon seviyelerinizi alacaginiz tedavilerle yükseltmeniz gerekir.

      Unutulan besleyici ürünlerin sağlanmasi;

      Vitaminler ,eser elementler ve mineraller bircok hormonun etkilerini ve yapimini sağlar,destek verir. Mesela potasyum büyüme hormonunu arttirir. Demir tiroid fonksiyonunu t4 den t3 e dönüşü arttirark sağlar.yüksek a vitamini ve çinko testosteronu arttirir. Bu yüzden labaratuarda bu tip testleri yaptirip değerlerini dengeleyebilirsiniz.

      Anti Aging’te Beslenme ile ilgili randevu ve bilgi almak için 0212 243 53 77 no’lu numaradan bizi arayabilir veya web sitemizdeki online hizmetlerden işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.

  • Diyet Çeşitleri
    • Herkes en iyi diyetin ne olması gerektiği konusunda kendisine ait bir fikri vardır.

      Bazılarına göre neyi beğeniyorsan onu yemelisin fikri mevcuttur. Bu düşünce zevkle yanilen bir yemeğin insanları sağlıklı yutacağı fikrinden köken alır. Bunda yemeğin cinsinin önemi yoktur mühim olan iştahla ve isteyerek yenmesidir. Bu tipik olarak bir Western diyetidir; tatlılar, sandwiches, çips veya pizzalar, patates kızartmaları, kola, süt veya peynir, alkol, yüksek ısıda pişirilmiş gıdalar, uzun ömürlü ciddi katkı maddeleri ile korunmuş gıdalar akla gelmektedir.

      Diğerleri için; Vegeterian beslenme ideal beslenmedir. Çünkü bunlar hayvansal kökenli gıdalar değildir ve onların inanışına göre bu tip hayvansal ürünler insan vücudu için toksiktir. Ortalamanın üstünde bir doktor gurubu da düşük kalorili gıdaları savunurlar, çünkü bunlara göre ne çeşit bir yağ olursa olsun yağların insana zararlı olduğu düşüncesi hakimdir. Bazılarına göre ise; gıdalardan sadece şekeri, tatlıları, karbonhidratları uzaklaştırmak uzun yaşamak için yeterlidir.

      Düşük karbonhidratlı beslenme temel bilimsel veriler ışığında fazla karbonhidrat alınımının kalp damar hastalıklarının riskini arttırdığı, inflamasyona sebeb olduğu, obesiteyi arttırdığı, diabet riskini arttırdığı bilinmektedir. Bütün bunların ışıgında karbonhidrat ağırlıklı diyetin uzun yaşamayı azalttığı bilinmektedir.

      Diğer bir insan gurubu ise düşük kalorili gıdayla beslenmenin insan ömrünü uzatacağına inanır. Bunun insan hayatı için optimal bir diyet olduğu kabul edilir. Bunun temel bilimsel noktası hayvansal deneyimlerden çıkartılan sonuçlara dayanır; Hayvanların diyetlerinde yapılacak % 30-40 lık bir azaltmanın hayvanları yaşam süresinde % 20-25 lik bir uzama sağlamıştır. Bu araştırmalarda hayvan türleri sineklerden primatlara kadar değişmektedir.

      Bazılarına göre ise düşük kalorili gıdayla beslenmek idealdir fakat öğün atlamalı olması daha da idealdir. Bu durumda öğün atlamak periodik olmalıdır. Bu durumda düşük kalorili gıdayla beslenirken periodik olarak haftada 3 gün öğün atlanır örneğin öğün veya aksam veya sabahtan akşama gibi. Bu bir yerde oruç tutma gibi bir beslenme şeklidir. Bu tip beslenen hayvanlarda yaşam süresi % 35 e kadar artmıştır. Fakat bunu düzenli hale getirmek ve düşük kalorili gıda ile beslenmek önemlidir.

      Sheldon diyeti; Bu tip beslenme şeklinde ise;  yemek ayırma veya yemekleri karıştırmama esastır. Amaç farklı gıda çeşitlerinin aynı anda yenmemesidir. Her bir yemekte sadece bir tip gıdanın bulunmasıdır. Bunda temel öğe mide ve barsak sistemimizin sadece bir gıdanın hazmedilmesine odaklanması ve onu en iyi şekilde hazmetmesidir. Et türevleri sadece bir ögünde ve tek başına yenmeli ve diğer gıdalarla karıştırılmamalıdır. Eğer sebze veya tohumlardan oluşan( nohut,mercimek,fasulye…) bir gıda yenmek isteniyorsa bunun ayrı bir öğünde ve tek başına yenmesi tercih edilir. Bunu bir prensip olarak yaşamınızdaki yeme şekli olarak kabul etmek gerekmektedir.

      Diğerleri ZONE diyeti adı verilen bir diyet şekli vardır. Bunda temel prensip sadece yemekleri birbirinden ayırmak yetmemekte ayrıca her bir gıda türünden gerçek benzer oranlarda tüketmek esastır. Her bir gıda türünden yani yağ, protein ve karbonhidratlar her yemekte olmalı ama belli bir oranda olmalıdır. Bununda hem enerji seviyenizi arttırmak hem de kilo kaybetmede etkili olduğuna inanılır. Zone diyetinde amerikan Western diyetine göre protein oranını arttırmak ama karbonhidrat düzeyini düşürmek esastır.

      Akdeniz diyeti;

      Bu diyette taze sebze, meyve ve zeytin yağı en iyi yemek veya beslenme şeklidir. Diğer taraftan birçok araştırmacının ortaklaştığı konulardan biriside Japon diyetidir. Bunda insanların beslenmesinde alınan gıdalar balıktan zengin süt ürünlerinden fakir bir diyetle beslenmek amaçtır. Bu diyete göre uzun yaşamanın temel prensibi budur. Daha fazlası bazı insanlar sadece organik gıda yemenin temel bir prensip olduğuna inanılmakta ve kanserden uzaklaşmak ve daha uzun yaşamak için temel bir amaç olduğuna inanılır.

      Diğer taraftan bazı guruplar Hypotoksik ( toksini az olan gıdalar) gıda ile beslenmenin daha uzun ve sağlıklı bir yaşam için temel olduğu ön plana çıkarılır. Bu diyet şeklinde amaç gıdaları çiğ veya çok düşük ateşte ve uzun süreli pişirme temeline dayanır. Bu yüzden gıdaların pişirilme işlemi esnasında oluşan kanser yapıcı ( kanserojenik) veya kanser oluşmasını hızlandıran ,ve pişirilme tekniği nedeniyle gıdaların içindeki vitaminlerin 100 derecenin üzerinde pişirildiğinde kaybolması engellenmektedir.

      Paleolitik Diyet( İlk Çağ Diyeti);   Bu diyet bizim atalarımızın yüzyıllarca önce avlanarak yedikleri diyettir. Bu dönem ilk çağ dönemidir. Bu dönemde tarım işlemi henüz yeni oluşmaya başlamaktaydı. Paleolitik diyette gıdalar taze ve organik sebzeler, et, balık, düşük şeker oranlı meyvelerden zengindir. Bu diyettin avantajları diğer tüm diyetlerin avantajlarını içerirken dezavantajlarını içermez.

      Paleolitik diyetin diğer diyetlere göre avantajları vardır. Bunlar diğer diyet çeşitlerine göre şunlardır;

      Zevk diyeti; Taze ve organik sebzeler, et, balık ve düşük şeker içeren meyvelerin yenmesi paleolitik diyetin temel öğeleridir. Bu diyet aynı şekilde zevk diyetinde olduğu gibi zevkli bir görünüm ve yeme şekli sağlar.

      Vegeterian Diyet; Paleolitik diyet vegaterian diyette olduğu gibi bir çok sebze ve meyve içerir. Paleolitik diyette yenilen et, balık yüksek ısıda pişirilmez bu yüzden ilk çağ diyeti yüksek ısıda pişirilmekten dolayı oluşan toksik kimyasal maddeler içermez. Bu yüzden vegeterian diyette hayvansal ürünleri yemenin oluşturduğu düşünülen toksik maddeler içermemektedir.

      Toksik yağdaki düşüklük; Paleolitik gıdada vahşi hayatta kalabilmek için yenilen etlerde toksik gıda olmayışı ve taze balık yeme nedeniyle sağlıklı omega 3 tipi yağlar bakımından zengindir.( poliunsature yağlar.) Daha fazlası ilk çağ diyetinde etler veya balıklar..vs yağda veya tereyağında pişirilmez. Toksik ürünler bu ürünlerin 80-100 derecenin üzerinde pişirilmesiyle oluşur.

      Fazla şeker ve kötü karbonhidrat içermez; İlk çağ diyetinde toz şeklinde rafine edilmiş beyaz şeker kullanılmaz. Çünkü bu dönemde şeker bulunmamıştı ve onu rafinerize edecek yöntemler bilinmiyordu. Bu dönemde kullanılan yegane şeker sadece fruktoz içeren meyvelerdi. Ki bu türde yenen meyvelerin çoğu örneğin berries dediğimiz ( kiraz, çilek, yaban mersini,..gibi) meyveler fruktoz bakımından fazla zengin değildir. Bu yüzden bu dönemde yaşayan insan düşük karbonhidratlı gıdalar tüketiyordu. Bu durumda onu daha sağlıklı kilolu olmasını ve vücuttaki inflamasyonu en az seviyede tutmasını sağlıyordu.

      Düşük Kalori; İlk çağ döneminde düzenli yemek yemek mümkün değildi çünkü insanlar bazen av bulabiliyorlardı veya toplayabiliyorlardı bazense günlerce aç kalabiliyorlardı. Bazen sadece günlerce meyve ile besleniyorlardı. Bu durumda onları düşük kalorili gıdayla beslenmelerini sağlıyordu.

      Periodik açlık; Bu durum ilk çağ diyetinde yukarıda anlattığımız nedenlerle vardı yani ilk insanlar bazen avlanabiliyorlardı dolayısıyla bazen öğün atlamak veya aç kalma gibi periodik dönemleri oluyordu bu durumda onların aç kalmanın sağlıklı verilerinden faydalanmalarını sağlıyordu.

      Gıdaların ayrılması; İlk çağ döneminde aynı anda en fazla iki veya üç çeşit gıda bulabiliyorlardı yemek için şu andaki yeme çeşitliliğinden farklı olarak. Bu durumda da mide ve barsaklarımızın salgılayacagı enzimler daha çok bir veya iki gıda üzerinde yogunlaşıyor ve mide asiti daha düşük seviyelerde kalıyordu.Bu durumda da optimal bir hazım işlemi mide ve barsaklarımızda oluşuyordu. Gıda ayırma diyetindede meyveler ya yemekten yarım saat önce veya yemekten 3 saat sonra yenilir bu durumda meyvelerin mide ve barsakta yarım saatten fazla kalmasını önleyerek çürümesine engel olunur.Bu durum ilk çağ diyetinde de vardır aynı anda yenilen gıda sayısı nadiren 2 yi geçerdi bu durumda otomatik olarak yemek ayırma diyetiyle uyumluluk sağlar.

      Akdeniz diyet tipi; Bu tip diyette yenilen taze sebze ve meyveler ilk çağ diyetiyle uyumluluk sağlar. İlk çağdada insanlar taze olarak köklerinden çıkardıkları sebzeleri ve dalından kopardıkları meyveleri yeyiorlardı depolama imkanları yoktu.

      Japon tarzı diyet; Paleolitik dönemde insanların çoğu nehir veya deniz kenarlarında yaşıyordu bu yüzden beslenmek için taze balık tutmak zorunda idiler. Bu yüzden topluluklarının beslenmelerini sağlamak için bu tip yerlerde konakladılar veya şehirlerini kurdular. Bu taze gıdalar belki de şu anda tüketilen taze ve çiğ olarak yenen japon gıdalarından daha bile iyiydi.( sushi, sashimi)

      Organik; Paleolitik dönemde kullanılan gıdalarda şu anki modern hayatta kullanılan peptisitler, insektisitler veya koruyucu maddeler gibi uzun raf ömürlü gıdalar yoktu. Bu yüzden bizim karşılaştığımız toksinleri içermiyordu.

      Hypotoksik( toksini az olan diyet); İlk çağ döneminde hepsi olmasa bile yiyeceklerin çoğu çiğ olarak tüketiliyordu. Sebzeleri çiğ olarak tüketmek pişirerek tüketme esnasındaki kaybolan vitaminlerin korunmasını sağlıyordu. Sadece hazım esnasında vitaminler parçalayıcı enzimlerle hazım edilip faydaları maksimum seviyelerdeydi. Gıdaların çiğ olarak tüketilmesi aynı zamanda kilo kaybına yardım ederken kan basıncında düşmesine neden oluyordu.

      ilk çağ diyeti; (paleolithic diet);

      Paleolitik diyet diğer diyetlerden farklı olarak sıkıcı değildir.

      Zevk Diyeti; Paleolitik gıda o dönemde yaşayan insanların her zaman rahatlıkla istedikleri gıdaları bulabilecekleri bir dönem değildi. Her zaman istediklerini yiyemiyorlardı. Şu andaki diyette zevk diyeti bile olsa peptisid, insektisid, koruyucular, tatlandırıcılar, katkı maddeleri ve hidrojenize edilmiş yağları içermektedir. Diğer taraftan pişirme teknikleri nedeniyle zevk diyetinde alınan gıdanın içindeki bir sürü mineral ve vitamin yok olmaktadır. Tarımın gelişmesiyle beraber insanların diyetine karbonhidrat oranı yüksek filizlenebilen tohumlarda girmiştir.( fasulye ,bugday,nohut,arpa….) Bunun sonucunda medeniyetle beraber bu alınan gıdalar sonucunda bazı hasttalıklarında ortaya çıkmasına sebep olmuşlardır. Yüksek karbonhidrat nedeniyle diş kaybı ve romatoid hastalıklar ve diyabet gibi.. Zevk diyetinde yüksek glisemik endeksli ( kan şekerini cok yükselten) gıdalar ön plandadır. Bu tarz diyet sonucunda kilo alımı ve şişmanlık kaçınılmazdır. Bu tarz diyeti tercih edenlerde diabet, koroner kalp hastalıkları, şişmanlık, yüksek kan lipidleri, kanser gibi rahatsızlıklar sıklıkla görülmektedir. Paleolitik diyet bu tip gıdaları içermemektedir. Bu tip rahatsızlıklardan daha çok koruyan bir diyettir.

      Vegeterian Diyet;  Vegeterian diyet proteinler, vit A, vit B ve demir, doymuş yağ asitleri bakımından fakirdir. Çünkü insan barsakları sadece meyve ve sebze tüketimi için veya bunların hazmı için yapılmamıştır. İnsan barsaklarının uzunluğu 7 metre iken sadece yeşillik ve meyve ile beslenen goriiler ve koyunların barsak uzunluğu bu maddelerin hazmını saglayabilmek için planlanmış ve 30-32 metre uzunlugundadır. Uzun barsak kanalı olan hayvanlar bitkisel proteinleri % 30 oranında emerlerken insan barsakları bitkisel proteinlerin ancak % 10 unu emerler. Bu yüzden vegeterian diyetle beslenen insanların bitkisel gıdalardaki mikro ve makro (özellikle protein ve yağ) beslenme ürünlerini, doymuş yag asitlerini alamadıkları için kan hormon seviyeleri düşüktür. Bunlardan en önemlileri sex hormonları, adrenal kökenli hormonlar, ve Büyüme hormonu IGF1. Paleolitik diyette hayvansal kökenli gıdalar bakımından zengin oldukları için bu tip sorunları yoktur.

      Düşük Yağ oranlı Diyet; Düşük yağlı diyet sıklıkla sağlıklı yağları çok düşük oranda içerir. Bunlardan omega 3 gibi poliunsature yağ asitleri ve sağlıklı doymuş yağ asitleri (bu tip yağlar ısıtmakla denature olmazlar). Bu yağların bu tip diyette eksik olmaları nedeniyle bazı hormonlarımızın yapımında zorluk yaşanır bunlar ; böbrek üstü (adrenal) kökenli hormonlar ve sex hormonlarıdır ki bu durumda koroner kalp krizini riskini arttırır. Özellikle polyunsaturated bir yağ asiti olan omega 3 ün azlığı veya yokluğu kornoner kalp krizi riskini arttırır. Bu durumun aksine Paleolitik diyet omega 3 bakımından zengindir. Bunun sebebide taze balık diğer balık ürünlerinin tüketiminin fazla olmasıdır.

      Düşük Karbonhidratlı Diyet; Modern düşük karbonhidratlı diyet sağlıklı karbonhidratları çok düşük oranda içerir. Örneğin meyveler ki bunlarki saglık açısından önemli bircok vitamini içerir. Bu durum ilk çağ diyetinde yoktur çünkü bu diyette bol protein ve taze meyveler, sebzeler içerir ki bu gıda çeşitinde de bu vitaminler ve mikro besleyiciler yüksek orandadır.

      Periodik Açlık; İlk çağ insanı mecburen avlanacak hayvan veya toplayacak sebze, meyve bulamadığı zaman uzun zaman veya düzenli mecburen açlık dönemleri yaşıyordu.Fakat diğer taraftan avlanacak hayvan veya toplayacak meyve ,sebze buldugu zaman bu açlık dönemini kompanze edecek yüksek miktarda protein alıyordu. Bu durum ilk çağ döneminden kalan bulunan iskeletlerdeki kemiklerde yapılan araştırmalarda tespit edilen nitrogen ölçümlerinden anlaşılmaktadır. İlk çağ adamı avlandığı zaman ortalama günde 800 gram protein yemekte idi. Günümüzde açlık diyeti yapan insanlar malesef yemek yeme durumlarında bu aç kalma dönemini takiben yedikleri yemekte bu kadar yüksek protein ve mikro besleyici gıdalar yememektedir. Bu yüzden periodik açlık diyetinde sıklıkla vucutlarında önemli eksiklikler ortaya çıkmaktadır.

      Yemek Seçme Diyeti; Ayırma diyetinde daha çok toksik olan filizlenmemiş tohumlar içeren makarna, ekmek gibi gıdalar çoğunlukla tüketilmektedir. Bu durum ilk çağ diyetinde yoktur.

       Zone Diyeti; Zone diyeti protein diyetinden zengin olması nedeniyle ilk çağ diyetine benzer. Fakat protein kaynağı olarak süt ürünlerini tercih etmesi nedeniyle diyabet dahil koroner kalp hastalıklarına, dislipidemia ya kansere ve süt allerjilerine davetiye cıkarmaktadır. İlk çağ döneminde süt ürünleri yoktu. Zone diyeti halen bir çok konuda tartışmalar yaşamaktadır.

      Akdeniz Diyeti; Bu diyette de makarna , ekmek gibi glisemik indexi yükselten gıdalar içermektedir. Bu tip diyette de toksik bileşikler içeren filizlenmeyen tohumlar ağırlıktadır. Ayrıca bu diyette yenen tohumlu gıdaların çoğu yüksek gluten içerdiği için gluten intoleransı gibi problemler ortaya çıkmaktadır. Paleolitik diyet türünde bu tür glutenden zengin tohumlu gıda türü yoktur. Bu dönemde yenilen gıda türünde tohum yoktur ve gıdalar çogunlukla çiğ yenir. Fakat tohumlu gıdalar ve fasulye gibi taneli gıdalar çiğ yenemez taki filizlenene kadar ki bu durumda total olarak hazımı kolaylaşır. Bu yüzden filizlenmemiş toksik olan gıdaların tüketimi sonucu modern çağda bazı hastalıkların nedeni mesela romatoid artirit ilk çağ döneminde bulunan insanların iskeletlerinde tespit edilememiştir. Bunun sebebi büyük çogunlukla gluten free ve toksik olan fasulye ve diğer tohumların tüketilmemesidir.

      Japon Tarzı Diyet ; japon mutfagının büyük bir kısmı gıdaların yağda kızartılmasına dayanır ve kullanılan yağ çeşidi ve aşırı ısı nedeniyle oluşan toksik maddeler nedeniyle tüketilen gıdayı toksik yapar. Aynı zamanda Japon mutfagında tüketilen gıdanın büyük kısmı pirinçtir. Bu tür gıda yani pirinç besleyici değeri olmayan bir gıdadır ve sindirimi kolay olmayan sindirim kanalı tarafından tolere edilmeyen bir gıda türüdür. Ayrıca pirinçin metabolik indexi yüksektir. İdeal ilk çağ diyetinde filizlenmiş pirinç yenmekte idi ki hazımı daha kolay ve daha sağlıklıdır. İlk çağ diyetinde japon mutfagında oldugu gibi aşırı pişirilmiş veya yagda kızartılmış gıda türü bulunmamaktadır.

      Organik Diyet; Organik gıda tüketen insanlar aynı zamanda organik filizlenmemiş ekmek , organik makarna, organik süt, organik peynir organik soya sütü, organik şeker tüketirler ve gıdalarını yüksek ateşte ve yağda pişirirler. Bu durumda da sebzelerdeki vitamin ve minerallerin çoğu yok olurken zehirli kimyasal maddelerde oluşur.Diğer taraftan ilk çağ diyetinde sadece filizlenen tohumlar yenir ,ve süt ürünleri ,şeker,yüksek ateşte pişmiş gıdalar ve dolayısıyla toksik maddeler içeren gıdalar tüketilmez.İlk çağ diyetinde sebzeler çiğ yenir ve düşük ateşte 100 derecenin altında pişirilir.

  • Bağırsak Florası Ve Probiyotikler
    • Sıcaklıklar düştüğünde ve virüsler dolaşmaya başladığı için grip belirtileri sık görülen bir kış rahatsızlığıdır.

      Kış hastalıklarıyla mücadele için takviyeler söz konusu olduğunda, C vitamini - ve daha yakın zamanda D vitamini - akla gelmektedir. Beslenmenize prebiyotik ve probiyotik takviyeleri eklemek bağışıklık sisteminizi artırmaya yardımcı olabilir.

      Bununla birlikte, diyet yoluyla vücudunuzun doğal savunmalarını oluşturmak için ihmal ettiğiniz vücudun önemli bir alanı olabilir.

      Probiyotikler ve prebiyotikler mutlu bir sindirim sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır ve bağışıklık sisteminizi artırmaya yardımcı olabilirler.

       Bağırsak, cilt ve solunum yolları ile birlikte dış dünyayla olan önemli bir ara yüzdür, bu yüzden iyi bağırsak sağlığı gastrointestinal sistem yoluyla enfeksiyona karşı bir “bariyer "oluşturmanın önemli bir parçasıdır. Ayrıca bağırsaktaki mikroplar kompleks bağışıklık sistemimizin doğru işleyişinde önemli bir rol oynayabilir. Sağlıklı bir bağırsak florası iyi bağışıklık durumuyla pozitif ilişkilidir.

      Bağırsak milyarlarca mikropun bulunduğu bir bağırsak florasına ev sahipliği yapmaktadır. Probiyotikler tüketerek ya da probiyotikler için besin öncesi biyotik tüketerek bağırsak floramızı artırabiliriz. Hangi ön ve ön biyotik ürünler kullandığımıza göre, organizmaların sayısını teşvik edebilir ve artırabiliriz. Rekabetin prensibi, 'iyi bakterileri' artırırsak, tanım gereği kötü bakterileri sıkıştırdığımızı ifade eder. Dolayısıyla, pro ve probiyotik tüketimi bağırsak florasını yeniden dengelememize ve refah hissimizi geliştirmemize yardımcı olmaktadır.

      Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra, sağlıklı bir bağırsak besinleri gıdalardan düzgün şekilde almamızı sağlamaktadır. Araştırmalar,bağırsaktaki floranın dengesinin ruh halimizi ve stres seviyemizi de etkileyebileceğini göstermektedir. Ek olarak, prebiyotikler mayalı lahana ve ince ince kesilmiş lahana turşusunda bulunabilmektedir. Probiyotik gıdalar arasında yoğurt ve maya ekmeği de yer almaktadır.

      Diyet Çeşitleri ile ilgili randevu ve bilgi almak için 0212 243 53 77 no’lu numaradan bizi arayabilir veya web sitemizdeki online hizmetlerden işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.

  • Besin İntolerans Testi
    • Besin alerjisi hayatı tehdit edici olmamasına karşın, besin intoleransının bireylerin normal sağlıklı bir hayat yaşamalarına belirgin ve ağır şekilde etki edebileceği göz ardı edilmemelidir.

      Besin intoleransı yaşayanlarda birden çok semptom gözükmektedir. Semptomlar çoğu zaman belirsizdir ve problemin asıl sebebi olan besin her zaman doğru tanımlanamaz. Bireyler genellikle, hasta gibi hissetmekten, şişkinlikten ve her zaman yorgun olmaktan şikayet ederler.

      Gıda duyarlılık testi bağışıklık sistemi yeterince gelişmiş 2 yaş üzeri çocuklara ve bağışıklık sistemiyle ilişkili medikal bir sağlık sorunu bulunmayan tüm yetişkinlere uygulanabilmektedir. Gebelik ve doğumdan 6 ay sonrasına kadar olan dönemde uygulanması sonucun doğruluğunu etkileyebileceğinden önerilmemektedir.

      Besin İntolerans Testi ile ilgili randevu ve bilgi almak için 0212 243 53 77 no’lu numaradan bizi arayabilir veya veb sitemizdeki online hizmetlerden işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.

  • Besin Duyarlılığı Ve İntoleransında Beslenme
    • Gıda duyarlılığı, vücut bazı gıdalarla başa çıkamadığı zaman oluşur. Herhangi bir besin, içecek veya katkı maddesine karşı oluşan bu durum, vücutta alerjiye neden olmadan, sadece bazı organ veya sistemleri etkiler.
      Gıda intolerans Testi vücudunuzun hangi besinleri tolere edemediğini ortaya çıkarmaya ve bu sonuçlar doğrultusunda gerekli önlemlerin alınmasına yardımcı olan bir kan testidir. Test teknolojisi ile artık 200’den fazla besin maddesine karşı oluşabilecek intolerans kısa süre içerisinde tespit edilebilmektedir. Besin maddelerine özgü IgG antikorlarının belirlenmesiyle elde edilen test raporuna göre hazırlanan diyet programının uygulanması ile bireyin;

      • Şişmanlık, zayıflık
      • Cilt problemleri (Sedef hastalığı, akne, sivilce, kaşıntı, egzama, ürtiker)
      • Halsizlik, yorgunluk, uyku bozuklukları, depresyon, anksiyete, migren, baş ağrısı
      • Solunum yolu hastalıkları (astım, bronşit, geçmeyen öksürük, sık hapşırma, rinit, nezle)
      • Mide ve bağırsak problemleri (gaz, şişkinlik, ishal, kabızlık, mide krampları, ödem, IBS) ve daha birçok şikayetinin kronik hale gelmesi engellenmektedir.



      Besin duyarlılık testleri ile birçok besine karşı spesifik IgG analizi ile duyarlılık olup olmadığı saptanabilmektedir. Hangi gıdaların tüketilmesi, hangilerinden uzak durulması gerektiğine karar verme, yaş, cinsiyet, diğer rahatsızlıklardan gibi kişiye özel faktörlerin değerlendirilmesi sonucu doğru beslenme planının oluşturulması uzman doktor ve diyetisyenlerin yönlendirmesi ile yapılmalıdır.

      Besin Duyarlılığı ve İntoleransında Beslenme ile ilgili randevu ve bilgi almak için 0212 243 53 77 no’lu numaradan bizi arayabilir veya web sitemizdeki online hizmetlerden işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.

  • Vitamin Ve Mineral Eksikliği
    • Halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon kaybı, tırnaklarda güçsüzlük, saçlarda dökülme, kansızlık, görme bozukluğu, ağız ve dudaklarda oluşan çeşitli yaralara neden olur.

      Sağlıklı bir beslenmede (yeterli ve dengeli) vitamin ve be­sin desteğine ihtiyaç yoktur. Fakat düşük enerji içeren diyet tüketenler, yeterli ve dengeli beslenemeyenler (psikolojik ya da eko­nomik nedenlerden dolayı), vejetaryenler (özellikle hiçbir hayvansal gıda tüketmeyen veganlar), demir yetersizliği ve anemisi olanlar, gebe ve emziren kadınlar (demir, folat, B12 vitamini vb.), menopoz sonrası kemik kaybı fazla olan kadınlar, yaşlılar, uzun süre ilaç kullananlar (antasitler, antibiyotikler, laksatifler, diüretikler), besin alımını engelleyen alerjik hastalıkları olanlar, bir hastalığa bağlı beslenme (nutrisyon) tedavisi alanlar, diyaliz tedavisi gören hastalar, vb. durumlarda ki kişiler hekimlerinin önerisi ile vitamin ve besin destekleri; mineral, posa, aminoasitler ve fitokimyasallar alabilirler. Doğal takviye olarak sunulan bu besin öğelerinin çoğu, dengeli beslenen sağlıklı insanlar için günlük besinlerden doğal olarak sağlanabilir.

      Vitamin ve Mineral Eksikliği Tedavileri ile ilgili randevu ve bilgi almak için 0212 243 53 77 no’lu numaradan bizi arayabilir veya web sitemizdeki online hizmetlerden işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.

Ageless