Anti-Aging

Kadın Ve Erkek Sağlığı

  • Andropoz
    • ANDROPOZ

      Andropoz erkekte ilerleyen yaşla birlikte Testosteron erkeklik Hormonu seviyelerinde düşüş ile ortaya çıkan klinik ve biyokimyasal bir sendromdur. Andropoz tanımından da anlaşılacağı üzere bir hastalık değildir. Sonuçta yaşam kalitesinde azalma ve birçok organın olumsuz etkilenmesine yol açabilir.

      Andropozda kadınlarda görülen menopoza benzer şikayetler görülür. Çünkü bu dönemde aynı kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de hormon seviyelerinde değişiklikler görülmeye başlar. Her erkek 40’lı yaşlardan sonra 10 yılda bir, kanında bulunan testosteronun %10’unu, 50 yaşından sonra ise %25’ini kaybeder.

      Andropoz tedavisinin özü testosteronun yerine konması tedavisidir. Replasman tedavisinde yaş engel teşkil etmez. Ancak tedavi süresince hasta kontrol altında tutulmalı ve periyodik olarak karaciğer, kardiovasküler (kalp-damar) sistemi, lipid profili, kan sayımları, prostat, uyku bozukluğu ve davranış yönünden takip edilmelidir.

      Andropoz tedavisi ağızdan alınan tabletler, kas içi enjeksiyonlar ve skrotal (Testis derisi) ya da nonskrotal deriye yapıştırılan patch’lerdir. Bu yöntemlerin hepsinin ayrı avantajları ve dezavantajları bulunmasına rağmen, deriye yapıştırılarak kullanılan patch'ler günlük testosteron salınım ritmini taklit ederek fizyolojik ve etkili bir iyileşme sağlamaktadır.

      Kesin bir yaş sınırı olmasa da, 50 yaşından sonra tüm erkeklerin ürolojik olarak takibe alınmaları gerekir. Bu takip, erkek sağlığı için önemli olan prostat hastalıkları ve yaşlanan adam sendromunun erken tanısı için önem taşır.

      Andropoz ile ilgili randevu ve bilgi almak için 0212 243 53 77 no’lu numaradan bizi arayabilir veya web sitemizdeki online hizmetlerden işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.

      ANDROPOZUN BELİRTİLERİ

      Erkeklik hormonu olan testosteron cinsel faaliyetlerin yanı sıra hem erkekte hem de kadında ruh halini düzenler. Cesaret, iyi olma hali, entelektüel aktivite, kas gücü, karın bölgesinde yağlanma ve kilo artışı gibi vücuttaki birçok faaliyetin düzenlenmesinde bu hormon etkilidir. Testosteron seviyesi düşen erkeğin psikolojisi olumsuz etkilenir, kaslarında zayıflama başlar, göbek bölgesinde yağlanma oluşur ve entelektüel aktivitesi zayıflar. Bununla birlikte depresif ruh hali, uyku bozuklukları, cilt değişiklikleri, cinsel isteksizlik ve ereksiyon problemleri de ortaya çıkar.

      Yaşlanan adam sendromu hem psikolojik hem bedensel hem de cinsel fonksiyonlar yönünden belirtiler gösterir. Bu belirtiler dikkate alınmalı ve en kısa zamanda konunun uzmanından destek alınmalıdır.

       

      Psikolojik belirtiler;

      • Kendinizi iyi hissetmiyorsanız,
      • Hayattan zevk almamaya başladıysanız,
      • En iyi zamanlarınızın geride kaldığını hissediyorsanız,
      • Kendinizi tükenmiş, dibe vurmuş hissediyorsanız,
      • Karamsarlık, kaygı ve huzursuzluk hislerinizle başa çıkamıyorsanız,
      • En ufak şeylere alınmaya ve sinirlenmeye başladıysanız,

       Bedensel belirtiler;

      • Aşırı terleme, sıcak basması problemleri yaşıyorsanız,
      • Cildinizde kuruluk ve tüylerinizde azalma varsa,
      • Sürekli bir halsizlik ve yorgunluk hissiyle kendinizi daha güçsüz hissediyorsanız,
      • Dikkatinizi toplamakta zorlanıyorsanız,
      • Sırt ağrılarınız, yaygın kas ve eklem ağrılarınız varsa,
      • Memelerinizin büyüdüğünü fark ediyorsanız,
      • Kemik erimesi ve kemik kırıkları görülmeye başladıysa,
      • Deri altı ve karın içi yağ dokunuzdaki artışla birlikte göbek bölgenizde yağlanma varsa,
      • Kansızlık şikâyetleriniz başladıysa,
      • Uyku problemleri yaşıyorsanız,
      • Zihinsel faaliyetlerde zayıflama

       Cinsel belirtiler;

      • Cinsel isteğinizde azalma varsa,
      • Sertleşme problemi yaşıyorsanız,
      • Meni miktarında azalma ve kıvamında değişiklik görüyorsanız,
      • Sabah ve gece sertliğinde azalma varsa mutlaka bir üroloji uzmanına başvurmanız gerekir.

       

      ANDROPOZ TANISI NASIL KOYULUR?

      Yaşla birlikte testosteron seviyesinde düşme başlar, fakat bu düşüş herkes için aynı değildir. Total testosteron ve serbest testosteron, FSH, LH ve prolaktin hormon düzeylerinize bakılır. Testosteron hormonu sabah 8 ile 11 saatleri arasında kanda en yüksek seviyededir bu nedenle bu saatler arasında kan testi yaptırmanız daha sağlıklı sonuç almanızı sağlar. Ölçümlerde testosteronda düşüklük varsa ve yukarıda sayılan belirtilerin bir kısmı varsa andropoz veya ‘yaşlanan adam’ sendromu tanısı konulabilir.

      ANDROPOZ TEDAVİSİ

      Ölçümlerde total testosteron seviyesi 350 ng/dl altında ise tedavi gerektirir, bu durumda dışarıdan takviye olarak testosteron verilmelidir. Testosteron tedavisi, oral tabletler, vücuda sürülen jeller ve kas içine yapılan iğnelerden oluşur.

       

  • Menopoz
    • MENOPOZ

      Menopoz, temelde bir kadının adet görmesinin sonlanması olarak ifade edilir. Kadın yumurtalığının östrojen ve progesteron hormonunun üretme işlevini aksatması, kadınlar için sarsıntılı bir değişim süreci olarak görülmektedir. Menopozun en yaygın belirtilerinden biri birçok kadının yaşam kalitesini azaltan sıcak basmasıdır. Diğer belirtiler ise, duygusal sarsıntılar yaşamak, vücut ağrıları, stres, uykusuzluk, gece terlemesi, idrar tutamama, vajinal kuruluk nedeniyle ağrılı cinsel ilişki ve cinsel dürtünün sona ermesidir. Bu semptomlar, östrojen ve progesteron hormonların eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu durum, menopoz sürecini yaşayan kadınların güven kaybı yaşamasına ve fiziksel aktivitelerini aksatmasına neden olurken günlük yaşamındaki hareketliliği de olumsuz yönde etkilemektedir.

      Türkiye 'de kadınların menopoz süreci, 45-50 yaşlarına isabet etmektedir. Bazen kadınlar 40 yaşından önce de menopoza girebiliyorlar bu duruma da erken menopoz ismi verilmektedir.

      Menopoz dönemi, bir kadının vücudunda birçok fiziksel değişikliğe neden olduğu için sağlıklı beslenme yolu tercih edilmelidir. Sağlığı etkileyen olumsuz faktörlerin belli başlı nedenleri arasında, doğru beslenme yöntemi uygulayamama, besin kaynağı olan gıdaları tüketmeme, güneş ışığından alınabilen D vitamininin alınamaması gelmektedir.

      Menopoz ile ilgili randevu ve bilgi almak için 0212 243 53 77 no’lu numaradan bizi arayabilir veya web sitemizdeki online hizmetlerden işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.

      MENOPOZ BELİRTİLERİ

      • Ateş basmaları
      • Gece terlemeleri
      • Vajinal kuruluk
      • Vajinal koku
      • Değişken ruh hali
      • Sinirlilik
      • Uykusuzluk
      • Depresyon
      • Cinsel istek kaybı
      • Yüzde tüylenme
      • Ağrılı cinsel ilişki
      • Panik ataklar
      • Garip rüyalar
      • İdrar yolu enfeksiyonları
      • Vajinal kaşıntı
      • Bel ağrısı
      • Şişkinlik
      • Midede gaz toplanması
      • Sindirim güçlüğü
      • Osteoporoz (kemik erimesi)
      • Ayak bileklerinde, dizlerde, bileklerde, omuzlar ve topuklarda ağrı
      • Saç kaybı
      • Sık idrara çıkma
      • Horlama
      • Memelerde ağrı
      • Çarpıntı
      • Varis
      • İdrar kaçırma
      • Ani baş dönmeleri
      • Ciltte karıncalanma hissi
      • Migren ağrıları
      • Hafıza kayıpları

      MENOPOZ TEDAVİSİ

      Menopozdaki şikayetlerin çok büyük kısmı östrojen seviyesindeki azalmaya bağlıdır. Bu nedenle eksik olan östrojeni yerine koymak ve östrojen seviyesini yükseltmek tedavideki en etkili yöntemdir. Rahmi alınmış veya alınmamış tüm hastalara sadece östrojen değil, östrojen ve progesteron birlikte verilmesi zorunludur. Hormon tedavisi, menopoz şikayetlerine yönelik en etkili yöntemdir. Kemik yoğunluğunu iyileştirir, kemik erimesine bağlı kırık riskini azaltır. Kan kolesterol seviyesini düşürür, diyabet riskini azaltır.

  • Kadın Seksüel Disfonksiyon Bozuklukları
    • KADINDA CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞUNUN BELİRTİLERİ NELERDİR? 
      Cinsel işlev bozukluğu yaşayan kadınlarda en sık görülen şikâyetler şunlardır.

      • Cinsel isteğin ve sekse duyulan ilginin çok az ya da hiç olmaması
      • Cinsel aktivite sırasında uyarılmanın gerçekleşmemesi
      • Cinsel aktivite sırasında vajina içerisindeki kayganlığın çok az ya da hiç olmaması
      • Cinsel organlarda hissizlik
      • Zor veya hiç orgazm olamama
      • Cinsel aktivite sırasında ağrı ve rahatsızlık olması
      • Cinsel aktivite sonrasında ağrı ve rahatsızlık olması

      KADINDA CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU OLUP OLMADIĞI NASIL ANLAŞILIR?
      Cinsel işlev bozukluğu, ancak yapılan muayene ve testlerle teşhis edilebilir. Bu yüzden, bu alanda uzmanlaşmış sağlık ekibine başvurarak problemi anlatmak ve tedavi arayışına girmek en doğrusudur. Teşhis ve tedaviyi etkilememek için sorun açıkça anlatılmalı ve hiçbir bilgi saklanmamalıdır. Hastadan edinilen bilgiler ve fizik muayene ile teşhis konabilse de, bazı testler yapılması gerekebilir.

      İLK AŞAMADA YAPILAN TEMEL TEST VE TETKİKLER NELERDİR?
      Cinsel işlev bozukluğu şikayeti ile başvuran hastaya tam fizik muayene ve psikososyal değerlendirme yapıldıktan sonra, uluslararası ortak kullanılan şikayetlere yönelik cinsel işlev sorgulaması ve sonraki aşamada tanı amaçlı çalışmalar yapılır.
      İdrar ve tam kan tahlili (kan şekeri, kreatinin, kolesterol, trigliserid, karaciğer enzimleri gibi), hormon düzeyleri (FSH. LH, Ostradiol. Testosteron gibi) başvurulan ilk tetkiklerdir.

      SONRAKİ AŞAMADA YAPILAN TETKİKLER NELERDİR?

      • Doppler Ultrasonografi: Ses dalgalarını içeren bu yöntem yardımıyla cinsel organlardaki kan damarlarının haritası çıkarılır ve bu bölgedeki belli noktalardan kan akım hızı ölçülür. Özellikle damarsal nedenlere bağlı cinsel işlev bozukluğunun tanısında kullanılır.
      • Bioteziometri: Klitoris gibi cinsel noktalara ve cinsel bölge dışındaki bazı noktalara uyarı verilerek duyusal tepkiler incelenir. Cinsel organlardaki sinirsel uyarı düzeyini değerlendirmede kullanılır.
      • Vajinal pH ölçümü: pH metre denilen özel göstergeler yardımıyla vajina sıvısı içindeki asitlik düzeyi saptanır.
      • Vajinal kompliyans ölçümü: Vajina volümü (hacmi) ile duvar direnci arasındaki ilişki değerlendirilir.
      • Vajinal ısı ölçümü: Kan akımı ile artan ısı, kan akımının dolaylı bir göstergesi olarak kabul edilir.

      KADINDA CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU NASIL TEDAVİ EDİLİR?
      Sebebe ve hastanın genel durumuna göre belirlenen ilaç veya vakum cihazı gibi terapilerden, psikoterapiye kadar uzanan bir tedavi yelpazesi vardır. Yeni tedavi yöntemleri üzerinde çalışmalar sürmektedir.

      HORMON VE İLAÇ TEDAVİSİ
      Eksilen östrojeni (dişilik hormonu) dışarıdan tamamlama tedavisidir. Özellikle menopoza girmiş kadınlarda bu tedavi ile vajinal kan dolaşımı ve buna bağlı olarak vajinal ıslaklık artar. Böylece ilişki esnasında oluşan ağrı ve yanma hissi azalır. Ayrıca bu tedavinin klitoral duyarlılığı sağlayıp cinsel arzuyu arttırdığı düşünülmektedir. Vajina içine direkt uygulanan östrojen içerikli krem ve jeller de vardır.

      Testosteron
      Menopozda östrojen yerine koyma tedavisiyle birlikte ve özellikle testosteron seviyesi düşük kadınlarda kullanılabilir. Klitoral duyarlılığı, vajinal ıslaklığı, sekse olan ilgiyi ve uyarılmayı arttırır.Karın bölgesine yapıştırılan bant formları vardır.

      Prostoglandin E1
      Damar genişletici etkisi ile klitoris ve vajinada kan dolaşımının arttıracağı düşünülmekte ve krem formuna yönelik klinik çalışmalar sürmektedir.

      Alprostadil
      Prostoglandin E1 ‘in bir başka biçimidir. Klitoral kan dolaşımını, vajinal ıslaklığı ve uyarılmayı arttırmakta; krem formları üzerinde klinik çalışmalar sürmektedir.

      Fentolamin
      Direkt yada alfa adrenerjik blokaj yoluyla düz kas gevşemesini sağladığı ve buna bağlı olarak klitoral sertleşme, vajinal genişleme ve ıslaklığı arttırdığı düşünülmektedir.

      Apomorfin
      Erkekte merkezi sinir sisteminde ( hipotalamusun supraoptik bölgesindeki çekirdekte) etki göstererek ereksiyonu sağladığı bilinmektedir.

      Kadında cinsel organların seksüel cevabını düzenleyici olarak etki gösterdiği düşünülmektedir. Ancak henüz klinik kullanımı başlamamıştır.

      PT-141

      Yaklaşık olarak 12 sene süren çalışmalar sonucunda neden yazın kadın ve erkek libidosunun arttığı konusundan hareketle kadının viyagrası olarak bilinen PT-141 adlı peptid uzun zamandan beri compounding pharmacy (majistral ilaç üreten eczaneler) tarafından yapılmakta ve reçete ile hastalara verilmektedir. Yaklaşık olarak cinsel ilişkiden 6 saat önce göbek bölgesinde cilt altına 45 derece açıyla enjekte edilir, başarı oranı %90’dır.

      Oksitosin (Aşk Hormonu)

      2011 yılında Hollandalı bir Profesör tarafından tanımlanmış ve kadının cinsel hayatında uygulamaya sokulmuştur. Nazal sprey yada vajinal jel olarak kullanılabilir, ilişkiden yarım saat önce başlanır.


      Sildenafil, Vardenafil, Tadalafil
      Erkek cinsel işlevleri üzerindeki etkisi fark edildikten sonra, bu alanda oldukça popüler olan sildenafil halen yoğun olarak kullanılmaktadır.

      Sildenajil etkisini Tip 5 Fosfodiesteraz denen bir enzimin etkisini engelleyerek gösterir. Bunun sonucunda tıpkı peniste yaptığı gibi vajina düz kasında gevşetici etki yapar ve damarlarda genişlemeye yol açarak cinsel organdaki kan dolaşımını arttırır. Böylece cinsel yanıt ve orgazma ulaşmayı kolaylaştırır.

      Yakın zamana dek, sadece erkeklerdeki, cinsel aktiviteye etkisiyle gündemde olan Sildenafil’in kadınlarda da benzer mekanizmalarla etkili olduğu saptanmıştır. Eldeki araştırma sonuçlarına bakıldığında hastaların cinsel organlarındaki his kaybı, orgazma ulaşmada zorluk, vajinal ıslaklıkta azalma veya hiç ıslanmama, seksüel isteğin azlığı/yokluğu, cinsel aktivite sırasında ağrı ve rahatsızlık gibi sorunlarında düzelme sağlandığı görülmektedir.

      İlaç alımını takip eden 24 saat içinde tansiyonda düşme, baş ağrısı, ateş, basması, mide bağırsak problemleri ve görme bozuklukları gibi geçici yan etkiler görülebilir.

      Nitrat içeren ilaçları kullanan hastalar Sildenafil almamalı ve tedaviye başlamada önce mutlaka doktor kontrolünden geçmelidir.

  • Erkek Seksüel Disfonksiyon Bozuklukları
    • ERKEK SEKSÜEL DİSFONKSİYON BOZUKLUKLARI

      Sertleşme sorunu veya hekimlerin tercih ettiği deyişle “erektil disfonksiyon ” yaşam boyu her on erkekten birini etkileyen yaygın bir problemdir. Cinsellik, insan hayatında biyolojik olarak üreme fonksiyonunun ötesinde, yaşam kalitesini etkileyen önemli bir unsurdur. Bu nedenle cinsellik ile ilgili yaşanan sorunlar sosyal ilişkileri oldukça olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Burada sertleşme sorununun nedenleri, teşhis ve tedavi yöntemleri hakkında merak edilen bazı sorulara cevap bulacaksınız.

      Erkek Seksüel Disfonksiyon Tedavileri ile ilgili randevu ve bilgi almak için 0212 243 53 77 no’lu numaradan bizi arayabilir veya web sitemizdeki online hizmetlerden işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.


      Sertleşme Sorunu Nedir?
      Sertleşme sorunu başarılı cinsel teması sağlayabilecek sertlik düzeyine ulaşamama veya bu sertlik düzeyini yeterince sürdürememe hali olarak tanımlanır. Erken boşalma veya kısırlıkla (infertilite) aynı anlama gelmez. 40 yaş üstü erkeklerde daha sık gözükmektedir. Sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin diğer cinsel fonksiyonları çoğu zaman normaldir. Örnek vermek gerekirse, sertleşme sorunu yaşayan bir hasta cinsel istek duyabilir ve sorunsuz bir şekilde boşalabilir.

      Sertleşme Sorununun Görülme Sıklığı Nedir?
      Sertleşme sorunu çok sık karşılaşılan bir problemdir. Ara sıra karşılaşılan sertleşme sorunundan tamamıyla yitirilen sertleşme fonksiyonuna kadar uzanan geniş bir yelpazeyi içerir. Çoğu erkek hayatının belli bir döneminde, özellikle stres altındayken veya ciddi bir hastalık geçirdiği zamanlarda sertleşmeyle ilgili sorunlar yaşar. Bu sorun uzun süre devam ettiği takdirde tıbbi yardım aranmalıdır. 40–70 yaş arası erkeklerin %30′unun herhangi bir şekilde sertleşmeyle ilgili sorunlarının olduğu bulunmuştur. İlerleyen yaşla beraber sertleşme sorununun görülme sıklığı ve şiddeti artış gösterir. Sigara ve alkol tüketimi, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kan yağlarında yükseklik, kalp hastalığı, depresyon ve bu hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar sertleşme sorunu açısından risk faktörü oluşturur


      Sertleşme Sorununun Hormonal Nedenleri

      Testislerden üretilen testosteron düzeyinin düşük olması ve sertleşme sorunu arasındaki ilişki henüz netlik kazanmamıştır. Çalışmalar göstermiştir ki düşük testosteron seviyeleri her zaman sertleşmeyi olumsuz yönde etkilemez. Fakat testosteronun normalden düşük olması cinsel isteği azaltabilir.
      İlerleyen yaşla beraber sertleşme sorununun görülme sıklığı da artış gösterir. Neden yaşlanmanın kendisi değil yaşlı hastalarda daha sık gözüken yüksek tansiyon, şeker hastalığı gibi damarları etkileyen hastalıklar ve bu hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Sigara ve alkol tüketiminin de etkisi vardır. Pelvik kemik kırıkları veya trafik kazaları da sertleşme sorununa yol açabilir. Kaza sonucunda penisi besleyen damarlar ve/veya penisin uyarılmasını sağlayan sinirler yaralanabilir. Bazı cerrahi yöntemler ve ışın tedavileri de sertleşmeyi olumsuz etkiler. Örneğin prostat, mesane ve rektum kanseri için uygulanan cerrahi tedaviler sertleşme sorunu açısından risk oluşturur. Daha önce belirtildiği gibi sertleşme sorununun çoğu zaman birden fazla nedeni vardır. Diabetik bir hasta aynı zamanda sigara ve alkol tüketiyor olabilir. Aynı hastanın tansiyon hastalığı ve kan yağlarında yükseklik olabilir. Bütün bunlar damarları ve/veya sinir sistemini etkileyebilir. Her biri sertleşme sorunu için ayrı bir risk faktörüdür.

      Sertleşme Sorunu Teşhisi Nasıl Konulur?
      Değerlendirme hastanın hikâyesini almakla başlar. Hikâye kısmında risk faktörleri sorgulanır. Seker hastalığı, yüksek tansiyon ve kalp hastalığının mutlaka sorgulanması gerekir. Hastanın cerrahi müdahale geçirip geçirmediği, ışın tedavisine maruz kalıp kalmadığı önemlidir. Geçirdiği ciddi kazalar, sigara ve alkol tüketimi, kullanmakta olduğu ve son bir yıl içerisinde kullandığı ilaçlar hakkında bilgi edinilmesi gereken diğer risk faktörleridir.

      Hastaya penis sertleştiğinde ağrı duyup duymadığı veya şekil bozukluğu, eğrilik gelişip gelişmediği sorulmalıdır. Bu sorulardan herhangi birine “evet” yanıtı verildiyse Peyronie hastalığı akla gelmelidir. Psikolojik nedenler de sorgulanmalıdır. Hikâyeden sonraki basamak fiziki muayenedir. Genital bölgeye önem verilmelidir. Damar ve sinir fonksiyonları test edilmelidir. Aynı zamanda Peyronie hastalığı araştırılmalıdır. Prostat hakkında bilgi edinmek için parmakla rektal muayene yapılabilir.

      Bazı kan ve idrar testleri yapmak gerekir. Kanda testosteron ve şeker düzeyi ölçülmelidir. Kan yağlarının düzeyi bilinmelidir. Renkli Doppler Utrasonografı ses dalgaları yardımıyla penis damarları hakkında bilgi veren duyarlı bir testtir. Sertleşme sağlayan ilaçların penis içine enjeksiyonu ve penis dokusunun bu uygulamaya vereceği cevap gözlenebilir. Kan akımıyla ilgili sorun yoksa sertleşme gerçekleşir. Bazı hastalarda ileri tetkikler yapmak gerekebilir. Bunlardan ilki nörolojik bir test olan bulbokavernöz refleks ölçümüdür. Bu test esnasında doktor bir parmağını makata yerleştirir ve diğer eliyle penis başını sıkar. Normal koşullarda makat çevresindeki kaslar kasılır. Diğer bir test sayesinde uyku sırasında sertleşme varlığı ve derecesi hakkında bilgi edinilir. Normalde her erkek uyku sırasında 3–5 kez sertleşme yaşar. Eğer sorun fiziksel ise sertleşmelerin sıklığı ve derecesi azalır. Psikolojik nedenler varlığında hasta bu sertleşmeleri yaşamaya devam eder. Bu test psikolojik ve fiziksel nedenlerin ayrımında doktora önemli bilgiler sağlar.

      Sertleşme Sorunu Nasıl Tedavi Edilir?
      Tedavi yönteminin seçimi nedenin fiziksel veya psikolojik olmasına bağlıdır. Örneğin genç bir hastada uykuda sertleşme oluyorsa, fizik muayene, kan/idrar testleri normalse ve genel durumu iyiyse neden büyük olasılıkla psikolojiktir Böyle bir durumda seks terapisi konusunda uzmanlaşmış psikologların yardımı alınmalıdır. Hastanın partnerinin de katıldığı görüşmeler yapılabilir.

      Fiziksel nedenlere bağlı sertleşme sorununda nedene yönelik tedavi uygulanabilir.

      Neden pelvis yaralanması ise cerrahi müdahale, testosteron düzeyinin düşük olması ise testosteron yerine koyma tedavisi uygulanabilir. Fakat genel olarak sertleşme sorunu tedavisinde kullanılan 4 ana tedavi yöntemi vardır:

      • Ağız yoluyla kullanılan ilaçlar
      • Vakum cihazı
      • Penis içine enjeksiyon
      • Penis protezi

      Bu tedavi yöntemleri nedeni ortadan kaldırmaz. Fakat cinsel teması sağlayacak sertleşme düzeyine ulaşılmasını sağlar. Sertleşme sorununun ilk basamak tedavisini ağızdan alınarak kullanılan ve fosfodiesteraz tip 5 enzim inhibitörleri olarak adlandırılan ilaçlar oluşturur. Bu grubun ilk üyesi sildenafil sitrattır. Vardenatil ve tadalafil piyasaya yeni sürülen diğer grup üyeleridir. Sertleşme sorunu olan erkekler bu ilaçları cinsel aktiviteye başlamadan önce alırlar. İlaçlar cinsel temas esnasında ortaya çıkan doğal sinyalleri güçlendirir. Bu şekilde daha kaliteli ve uzun süren bir sertleşme sağlanmış olur. Bu ilaçlar güvenilir ve oldukça etkilidir. Hastaların yaklaşık %80′ inde sertleşme sorununu giderir. Fosfodiesteraz tip 5 enzim inhibitörleri hafif ve genellikle geçici yan etkilere sahiptir. Yan etkilerin şiddeti sürekli kullanımla beraber azalır. En sık gözüken yan etkiler baş ağrısı, burunda dolgunluk hissi, sıcak basması ve kas ağrısı olarak sıralanabilir.

Ageless