Dahiliye Ve Metabolizma Rahatsızlıklar

Obezite ve Nedenleri

  • Obezite ve Nedenleri
    • Obezite; Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Sağlığı bozacak ölçüde vücutta anormal veya aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlanmaktadır. Obezite vücut için en zor hastalıklardan biridir. Estetik yönü bir tarafa, sağlık yönünden birçok hastalıkları da beraberinde getirdiğinden mutlaka tedavi edilmelidir.

      Obezite; besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (%20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Obezite, genel bir ifadeyle vücutta yağ dokusunun normalden fazla olmasıdır. Bunu profesyonel bir cihaz olmadan vücut kitle endeksini kullanarak ölçümleyebilirsiniz.

      Vücut kitle endeksi; yetişkin bir insanın kilosunun boyuna göre normal olup olmadığını gösteren bir ölçüdür. Vücut kitle endeksi, vücut kilosunun boyun karesine bölünmesi ile bulunur. Kilogram cinsinden vücut ağırlığının, metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle (vücut ağırlığı/boy 2) kolayca hesaplanabilir ve birimi kg/m2’dir.

      Yani 2 metre 100 kg olan biri 100/2 =25

      bu oran;

      • 18-25 normal
      • 25-30 hafif kilolu
      • 30-35 1. dereceden obezite
      • 35-40 2. dereceden obezite
      • 40 ve üzeri ölümcül obez olarak kabul edilir.

      Bel ölçümü: Erkeklerde 102 cm üzeri, kadınlarda 88 cm üzeri ölçümlerde karın obezitesinden bahsedilir.

      Obeziteyi saptamak için vücut kitle endeksi hesaplama dışında da pekçok yöntem kullanılır. Bunlar; yumuşak dokuda yağ kalınlığının X-ışını ile ölçümü; cilt yağ kalınlığının ultrasonografi ile ölçümü; toplam vücut su oranının ölçümü; vücut dansitesinin ölçümü gibi pek de pratik olmayan yöntemlerdir. Bunların yanı sıra farklı ölçümler de kullanılmaktadır:Vücutta on ayrı noktadan ölçülen deri kıvrım kalınlığı da vücut yağ miktarının doğrudan göstergesi kabul edilir.

      Bel-kalça oranı da yağ dağılımını göstermede en iyi yol olarak kabul edilmekte ve kardiyovasküler hastalık riskini belirlemede yardımcı olmaktadır. Bel çevresinin kalça çevresine bölünmesiyle elde edilen değerin erkeklerde 1’i kadınlarda ise 0.8’i geçmemesi gerekir (1,8). Vücut kitle endeksi sabit kalsa bile, bel-kalça oranındaki olumlu bir değişiklik riskin azalmasına neden olabilir. Çünkü bölgesel dağılım şişmanlığın derecesinden de bağımsız gözükmektedir. Bel-kalça oranı yüksek, üst kısmı şişman olanlarda Tip 2 diyabet, hipertansiyon ve koroner kalp hastalığı daha fazla görülmektedir.

  • Karında yağlanma neden önemlidir?
    • Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının ortalama -20’sini, kadınlarda ise %25-30’unu yağ dokusu oluşturmaktadır. Erkeklerde bu oranın %25, kadınlarda ise %30’un üzerine çıkması durumunda obezite söz konusudur.

      Yağ dokusu sadece bir destek dokusu değildir. Yağ dokusundan salgılanan çeşitli hormonlar, metabolizmayı etkileyen ara maddeler salgılamaktadır. Sonuçta karın yağlanması; şeker hastalığı, koroner kalp hastalığı, inme ve erken ölümlere yol açar. Karın yağlanması, karın duvarı ve iç organların yağlanmasını da beraberinde getirmektedir. Burada tehlikeli olan: Başta karaciğer, pankreas ve atardamarların da yağlanmasıdır. Karın içi yağlar kana daha kolay karışırlar. Bu nedenle metabolik bozukluklara sebep olurlar.

      “Sitokin” denilen maddelerde kana karışarak genel vücut ağrılarına sebep olur. Kilolularda vücut ağrılarının asıl sebebi budur.

      Beyaz yağ dokusu: Erişkinlerde en çok olan yağ dokusudur. Aldığımız enerjiyi trigliserit olarak depo eder. Trigliserit bitkisel ve hayvansal yağların ana bileşenidir. Trigliseritler enerji kaynağı olarak metabolizmada önemli rol oynarlar. Karbonhidratlar ve proteinlerin iki katı enerji taşırlar. Vücuttaki çoğu hücre, gereksinimlerine bağlı olarak yağ asitlerini ya salgılar veya içine alır. Yağ hücreleri ayrıca trigliseritleri sentezleyip depolama yeteneğine sahiptirler. İnsan vücudunda kanda yüksek trigliserit seviyesi koroner kalp hastalıkları ve inme arasında ilişki olduğu saptanmıştır.

      Kahverengi yağ dokusu: Çocuklarda daha sık bulunur. Depoladığı enerjiyi ısı olarak salar, genellikle sırtta ve kas dokularında bulunur. Kahverengi yağ dokusu koruyucu bir yağ dokusudur. Kahverengi yağ dokusu düşük olanlarda obezite ve diyabet hastalığı gelişir.

  • Niye kilo alıyoruz?
    • Kilo almamızın sebebi ihtiyacımız olan kalorilerin, aldığımız kalorilerden fazla olmasıdır. Bunun nedeni;

      • Sedanter yaşam tarzı, fiziksel aktivitenin mininum seviyede olduğu, hareketsiz yaşam tarzıdır.
      • Yüksek kalorili diyet
      • Genetik faktörler

      Vücut kilomuz hormonlar ve sinir sistemimizin kontrolündedir. İştah merkezimiz beyinde hipotalamus denilen bölgededir. Çeşitli iştah açıcı faktörler burayı etkileyerek fazla yememize yol açar.

      Genetik etki %40-70’e kadar çıkabilir. Örneğin evlat edinilmiş çocuklar kilo açısından biyolojik anne babalarına benzerler. İkizlerde de aynı ilişki vardır. Biri kilolu ise diğeri de kiloludur. Burada genetik şifremizde olan genler rol oynamaktadır. İştahı kontrol eden 5 gen mevcuttur. Bu genlerdeki değişim obeziteye yol açar.

      Günlük harcadığımız enerjinin %70’i bazal metabolizma dediğimiz organlarımızın normal çalışması sırasında gerekli olan enerjidir. Bu durumda da önemli olan fiziksel aktiviteden ziyade yediklerimize dikkat etmemizdir.

      Günde 6 küp şeker fazladan almak, yani günde 3 bardak 2 şekerli çay içmek veya fazladan 1,5 dilim ekmek yemek bize yılda 5 kilo ekstradan artış sağlar.

  • Zayıflayabilir miyim?
    • Evet zayıflayabilirsiniz. Bunun için neden kilo aldığınızı ve iştahınızın hangi saatlerde açık olduğunu bilmeniz gerekir.

      • Hangi yaşlarda kilo almaya başladınız?
      • Sık sık kilo alıp verir misiniz?
      • Ailenizde kilo hikâyesi var mı?
      • İştahınızın durumu nedir?
      • Yeme ve egzersiz alışkanlıklarınız nasıl?
      • Sigara ve alkol kullanır mısınız?

      Psiko sosyal durumunuz, aile içi ilişkileriniz, yeme alışkanlıklarınızın şekli ve zamanı, kullandığınız ilaç ve vitaminler, mevcut hastalıklarınız değerlendirilip kilo alma sebepleriniz ortaya çıkarılır.

      Danıştığınız hekim, tansiyonunuzun yüksek olup olmadığını, yağ dağılımının hangi bölgelerde arttığını, kalp durumunuzu, ödemlerinizi, karaciğer ve solunum sisteminizi, metabolik ve hormonal durumunuzu, tiroid fonksiyonlarınızı, böbrek üstü bezinin çalışıp çalışmadığını değerlendirir. Kendi vücutsal ihtiyaçlarınıza göre bir program yapılıp zayıflama sağlanabilir.

  • Ne kadar zayıflayabilirim?
    • Kendinizi iyi hissettiğiniz kilo ideal kilonuzdur. Önemli olan bu kilonuzu koruyabilmektir. Bu kilonun korunabilmesi; düzenli kontrollere, yaşam ve beslenme prensiplerinizin değişmemesine ve bu yöntemleri bilinçli olarak öğrenmenize bağlıdır.

      Zayıflama zamanınız da sizin fiziksel durumunuza bağlı. Vücut kitle endeksiniz 25-30 arasında ise haftada yarım kilo, 30-35 arasında ise 1 kilo, 35-40 arasında ise 1,5 kilo, 40 üstü ise haftada 2 kilo vermeniz idealdir.

  • Tekrar kilo alır mıyım?
    • Dikkat etmezseniz verdiğiniz kiloları kolaylıkla tekrar alabilirsiniz. Yaşam tarzınızın ideal şekilde devam etmesi şarttır. Son 20 yılda teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte daha çok kalori tüketmemizi ve daha az hareket etmemizi sağlayan alışkanlıklar edindik.

      Merdiven çıkmak yerine asansör kullanır olduk. Evde sağlıklı yemek yapmak yerine tek bir tuşla pizza sipariş eder duruma geldik.

      Eğer herhangi bir sebepten dolayı kilo almanızı gerektirecek bir durum varsa ömür boyu düzenli ve dikkatli olmalısınız. Haşimato, hipotiroid gibi rahatsızlıklarınız varsa belli bir yaşa kadar kontrol altında olmanız gerekir.

      Polikistikover, insülin direnci, diyabet, kolesterol hastalıkları gibi rahatsızlıklar için mutlaka tedavi edilmeniz gerekir.

      Aktif bir yaşam sürmeli, mümkünse düzenli egzersiz yapmalısınız. Sadece beslenmenizden kesmek sizi istikrarsızlaştıracaktır, üstelik sıkılabilirsiniz. Bu nedenle diyet+spor şeklinde bir hayat tarzı benimsemeliyiz.

  • Kilo hangi hastalıklara yol açar?
    • Daha önce de söylediğim gibi kilo alma estetik yönden olduğu gibi sağlık yönünden de vücudumuzda büyük problemlere yol açar. Obezite buzdağına benzer. Buzdağının görünen kısmı estetik kısmıdır ki bu %1’ini bize gösterir; esas problem suyun altında kalan, hastalıkları barındırdığı kısmıdır. Obezite tedavi edilmeden önce hastalara obeziteyle ilgili risk faktörlerinden söz edilmelidir.

      Bir bebeğin anne karnına düşüşünden ölümüne kadar yaşamını sürdürebilmesi için enerjiye ihtiyacı vardır. Ölçülü ve dengeli beslenme ise sağlığınızın devamlılığını korumada anahtar rol oynamaktadır. Unutmayınız ki hiçbir besin tek başına suçlu olmadığı gibi tek başına da mucizevi etki yaratmaz. Her besinin içeriği farklıdır. Bu nedenle yasaklar ile sağlanan geçici sonuçlar yerine doğru tercihlerle yapılmış uzun süreli başarılar seçilmelidir.

Ageless