Obezite Cerrahisi

Obezite Cerrahisi

  • Şişmanlık (Obezite) Cerrahisi
    • Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Obezite; tedavisi zor birçok hastalığa sebep olması ve erken ölüme yol açması nedeniyle önemlidir. Obezite; kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, safra kesesi taşı, karaciğer yağlanması, eklem hastalıkları, reflü hastalığı gibi birçok hastalığa neden olduğu gibi bazı kanser türleri ile ilişkisi vardır. Ayrıca, psikolojik rahatsızlıklara, astım, uyku apnesi gibi solunum hastalıklarına ve felç-inme gibi rahatsızlıklara da sebep olmaktadır.

      Aşırı şişmanlığın kalıcı tedavisinde günümüzde kabul gören en etkili yöntem bu ameliyatlardır. Bu ameliyatlar ile hastanın 40 - 100 kilo vermesi sağlanır ve yeniden kilo alımının önüne geçilir. Şişman kişilerde sıklıkla görülen şeker hastalığı, kalp ve damar hastalıkları, eklem problemleri ve daha kırka yakın hastalıkta düzelme görülür. Obezite Cerrahisinin amacı, hastanın zayıflaması, sağlıklı ve kaliteli yaşam sürmesidir.

      Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18'i, kadınlarda ise %20-25'ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30'un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır. Fazla kilolu hastaların, önce muayene ve tahlilleri yapılarak fazla kilolarının sebebi araştırılır. Daha sonra doktor, diyetisyen, psikolog ve spor eğitmeni tarafından kişiye özel bir tedavi programı hazırlanarak hastanın bu kilolardan kurtulması sağlanır. Şişmanlık hastalık halini  almışsa, diyet, egzersiz, yaşam şekli değişikliği gibi tedbirlerle kontrol altına alınamıyorsa, özellikle diyabet, hipertansiyon ve egzersiz yapmayı engelleyen eklem rahatsızlıkları mevcut ise ve ameliyat işlemi ciddi bir risk oluşturmuyorsa ameliyat yapılabilir. Cerrahi müdahale ile kilo kaybı kalıcı hale getirilir ve şişmanlık önlenir. Cerrahi tedaviden sonra kilo verme ile beraber ve genellikle kilo vermekle bir ilgisi olmadan şişman (obez) kişilerde mevcut bulunan diyabet, hipertansiyon gibi bir çok metabolik hastalık ya tamamen düzelmekte ya da tedavisi daha kolay hale gelmektedir.

  • Bariatrik Cerrahi (Obezite Cerrahisi)
    • Şişmanlık sorununu yenmek ve hastanın zayıflamasını, zayıfladıktan sonrada o kiloda kalmasını sağlayan ameliyatlara “ Bariatrik Cerrahi” denir. Aşırı şişmanlığın kalıcı tedavisinde günümüzde kabul gören en etkili yöntem bu ameliyatlardır. Bu ameliyatlar ile hastanın 40 - 100 kilo vermesi sağlanır ve yeniden kilo alımının önüne geçilir. Şişman kişilerde sıklıkla görülen şeker hastalığı, kalp ve damar hastalıkları, eklem problemleri ve daha kırka yakın hastalıkta düzelme görülür. Bariatrik Cerrahinin amacı, hastanın zayıflaması, sağlıklı ve kaliteli  yaşam sürmesidir.

      Şişmanlık ameliyatlarında iki yöntem kullanılır. Biri; yemek yemeyi kısıtlayacak mide küçültücü ameliyatlar ve diğeri de buna ek olarak yapılan sindirim alanını (yani ince bağırsağı) kısaltan ameliyatlardır. Diyetisyen ya da endokrinoloji uzmanının kontrolü altında diyet, egzersiz ve davranış değişikliği çabalarına rağmen 6-12 aylık bir süre içinde istenen netice alınamazsa, ya da verilen kilo yeniden alınırsa, VKİ 40 ve üzerinde ise ya da 35’in üstünde olup obeziteye eşlik eden diyabet, hiperlipidemi ve hipertansiyon gibi hastalıkları varsa, ameliyat olmasına bir engel hastalığı yoksa ya da ameliyat uygulaması ciddi risk oluşturmuyorsa, zayıflamayı gerçekten istiyor ve ameliyat sonra dönemde doktorunun tavsiyelerine uyacaksa, ameliyat kararı verilebilir.

      Cerrahi müdahale ile kilo kaybı kalıcı hale getirilir ve şişmanlık önlenir. Günümüzde; bir çok cerrahi teknik obezite tedavisi için uygulanmaktadır. Gastrik bypss gibi mide ve barsaklar üzerine aynı anda müdahele edilmesi gibi komplike ameliyatların yanında, gastrik band, tüp mide, mide katlama gibi sadece mide üzerine yapılan uygulaması daha kolay ameliyatlar başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Obezite ameliyatları, artık laparoskopik yöntemle yani karın üzerinde yara açmadan yapılmaktadır. Bu nedenle hastaların ameliyattan sonra, genellikle 1 veya 2 gün hastanede kalmaları yeterli olmaktadır.

  • Tüp Mide Ameliyatı
    • Bu ameliyatta mide hacmini daraltmak için midenin yaklaşık üçte ikisi dikey olarak kesilip çıkarılır. Bırakılan midenin hacmi küçültülerek tüp şeklini alır. Midenin büyük kenarı kesilip çıkarılarak hacmi %80-85 küçültülmüş bir mide tüpü oluşturulur. Bu ameliyat esas olarak mide hacmini azaltmak yoluyla alınan gıda miktarını düşürür. Ayrıca midenin çıkarılan kısmından salgılanan hormon nedeniyle de iştah kontrolü ve doyma hissi üzerinde çok etkili bir ameliyattır.

      Hastalar genellikle üçüncü ayda ise toplamda 30-40 kilo vermektedir. Bu aydan sonra ise kilo verme midenin biraz genişlemesiyle azalır. Bundan sonra hastaların spor ve aktiviteye başlaması gerekir. 1 yıl içinde kişi kendisini obez yapan fazla kilolarının yaklaşık yüzde %60-80’ninden kurtulur.

      Tüp mide ameliyatı laparoskopik olarak yapılabilir, böylelikle yara iyileşmesi daha hızlı olmakta ,ağrı daha az olmakta, hastanede kalış süresi kısalmaktadır. Midenin kapasitesi küçültülür fakat fonksiyonları değiştirilmediğinden birçok besin gurubunun az olarak tüketilmesine olanak sağlar. Ghrelin (açlık hormonu) üretilen midenin fundus bölgesi çıkarıldığından iştah da azalmış olur ve kilo kaybı meydana gelir. Ülser oluşma riski en aza indirilir. Bağırsak bypassından kaçınılarak; bağırsak tıkanıklığı, marjinal ülser, anemi, osteoporoz (kemik erimesi) , protein ve vitamin eksikliği riski ortadan kaldırılır.

      Ameliyattan sonra 1 veya 2. günü hasta taburcu edilir. 12 saat sonra ağızdan beslenme başlanır. Bu yöntemle her ay ortalama 10 kg zayıflanır.

  • Mide By-Pass (Gastrik By-Pass) Ameliyatı
    • Mide by-pass (gastrik by-pass) ameliyatı, diğer obezite cerrahisi ameliyatlarında olduğu gibi mide hacminin küçültülerek alınan besin miktarının azaltılması ve bağırsakların bir bölümünün devre dışı bırakılmasıyla yiyeceklerin daha az emilerek atılması esasına dayanan bir yöntemdir. Bunun sonucunda hasta aslında sadece birkaç kaşık yemek yemiş olsa bile küçük olan mide poşunun duvarının gerilemesi ve beyne midenin dolu olduğu sinyalini vermesi sonucunda adeta aşırı yemek yemiş gibi doygunluk hisseder. Ayrıca ince bağırsakların 1.5 metrelik kısmı da devre dışı bırakıldığı için besinler tam sindirilmeden kalın bağırsağa doğru ilerleyerek vücuttan atılır. Mide bypass’ı sayesinde hem alınan gıda miktarı azalır, hem de sindirim az olur ve bu sayede hasta kilo kaybeder.

      Mide by-pass (gastrik by-pass) ameliyatı laparoskopik, hatta robotik yöntemle de uygulanabiliyor. Bu sayede hasta ertesi gün taburcu olabiliyor. Gastrik by-pass, vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde, obeziteye diyabet veya hipertansiyon eşlik eden orta yaşın üstündeki hastalarda tercih edilir. Bu yöntemle, obeziteye eşlik eden tip 2 diyabet, tansiyon ve uyku bozuklukları gibi hastalıklarda yüzde 85-90 gibi bir oranda iyileşme sağlanabiliyor.

      Obezite ameliyatlarından sonra hastaların düzenli olarak bir diyet ve egzersiz programı izlemeleri öneriliyor. Hasta ameliyat sonrası uzmanların önerdiği diyet ve egzersiz programına uyduğu sürece çok hızlı bir şekilde kilo verebiliyor. Zayıflamak durmaksızın devam etmiyor. İki yılın sonunda hastanın metabolizması buna adaptasyon gösteriyor ve vücut kitle indeksi normal sınırlarda, hatta hafif üzerinde sabitleniyor.

  • Mide Balonu
    • Birçok kişi fazla kilolarından şikâyetçidir. Bunların bir kısmı morbid obezite denilen ağır şişmanlık sınıfına girerler. Bütün bu hastalar için en güvenilir ve sonuçları açısından en yüz güldürücü yöntem mideye balon yerleştirilmesidir. Mide balonu ameliyatsız bir zayıflama yöntemidir. Mide balonu sedasyon veya genel anestezi altında yapılan endoskopi ile mideye kolayca yerleştirilir. Mide balonunun iki amacı vardır. İlki, mide içinde yer kaplayacağı için yeme miktarını azaltmasıdır. İkinci amaç ise, mide duvarına devamlı olarak değerek tokluk yaratıcı impulsların beyine gitmesi sağlanmaktadır. Balon midenin içinde yer kapladığından alınan az gıda bile tokluğun hissedilmesine neden olur.

      İşlemden birkaç saat sonra hasta kendine geldiğinde gerekli ilaç tedavisi düzenlenerek taburcu edilir. Bazı hastalar için bir gece yatış gerekebilir. Bu durum hekim tarafından yapılan değerlendirme ile belli olacaktır.

      Mide balonu tamamen geri dönüşümlü bir işlemdir. Mide balonunun kullanım süresi 6-10 aydır. Bu süre dolduktan sonra yine endoskopik yolla balon çıkarılır ve her şey eskisi gibi olur. Mide, balon çıktıktan sonra eski formuna döner. Mide balonu ile elde edilen kilo kaybının korunması doğru beslenme ve egzersiz alışkanlıklarının yerleşmesi ile mümkün olmaktadır. İlk balon çıkarıldıktan en az bir ay sonra ikinci balon konulabilir. İstenilen kilo verme hızı aylık 2 ile 4 kilo arasındadır. İlk altı aylık sürede elde edilen 20 - 25 kiloluk kayıp balon çıkarılmadan önceki son 2-3 ayda korunursa kalıcı olması sağlanır.

  • Morbid Obezite
    • Vücut kitle endeksinin (BMI) 40'ın üzerine çıktığı duruma morbid obezite denir. Morbid obezite metabolik hastalıklar grubunda kabül edilen bir hastalıktır. Uluslararası kriterlere göre vücut kitle endeksi 40'ın üzerinde olan herkese obezite cerrahisi önerilebilir. Eşlik eden ciddi bir rahatsızlığı (diyabet, hipertansiyon, kalp damar hastalığı, eklem hastalıkları vb.) olan hastalarda bu sınır 35'tir.

      Özellikle vücuttaki yağlanmanın tipi yani bel çevresindeki (elma tipi yağlanma) yağlanma ve kalça çevresindeki yağlanma (armut tipi yağlanma) obezite tanımlanmasında önemli bir yer tutmaktadır. Yağın vücuttaki dağılımı da önemlidir. Özellikle karında ve göbek çevresinde biriken yağlar, kalp ve damar hastalıkları için ciddi risk oluşturur.

      Obezite; öncelikle diyet, eksersiz ve davranış (yaşam tarzı) değişikliği ile önlenebilir ve tedavi edilebilir. Bu konuda diyetisyenden ya da uzman bir hekimden destek alınmalıdır. Obezite hastalık halini  almışsa, diyet, egzersiz, yaşam şekli değişikliği gibi tedbirlerle kontrol altına alınamıyorsa, özellikle diyabet, hipertansiyon ve egzersiz yapmayı engelleyen eklem rahatsızlıkları mevcut ise ve ameliyat işlemi ciddi bir risk oluşturmuyorsa ameliyat yapılabilir.

      Kilo azalması genellikle tüm ameliyatlarda cerrahi girişimden sonraki 18-24 ay süreyle devam etmektedir. Ameliyattan sonraki yaklaşık 2 ila 5 yıl arasında bir miktar kilo alınması yaygındır. Cerrahinin ilişkili tıbbi rahatsızlıklar üzerindeki etkisi: kilo verme ameliyatının uyku apnesi, diyabet, yüksek kan basıncı ve yüksek kolesterol seviyesi gibi rahatsızlıkları iyileştirdiği bildirilmiştir. Birçok hasta ameliyattan sonra ruhsal durumunda ve psikososyal fonksiyonların diğer özelliklerinde iyileşme bildirmektedir.

  • Metabolik Cerrahi ve Tip 2 Diyabet
    • Kilo fazlalığı veya obezite, tip 2 diyabet, kolesterol ve tansiyon yüksekliği ile seyreden tabloya Metabolik Sendrom ismi verilmektedir. Metabolik sendrom; ciddi organ hasarı, iş kaybı ve önemli maddi kayıpların yanı sıra kalp ve damar hastalıklarına da sebep olması nedeniyle üzerinde durulan bir ölüm sebebidir. Metabolik Sendromun ameliyat yöntemleri kullanılarak tedavi edilmesine Metabolik Cerrahi adı verilmektedir.

      Metabolik Cerrahi’nin obezite ameliyatlarından en önemli farkı ince bağırsakların bypass işlemi ile devre dışı bırakılmaması, bir yer değiştirme (transpozisyon/interpozisyon) işlemi ile hormonal değişimlerden faydalanma prensipleri üzerine kurulmuş işleyiş mekanizmasıdır. Bir diğer fark ise Metabolik Cerrahi uygulamalarının ciddi kilo problemi olmayan tip 2 diyabet hastalarında da kilo kaybından bağımsız olarak bu hormonal düzeni değiştirebilme ve bu sayede kan şekeri kontrolü üzerine olan olumlu etkileridir.

      Dünya’da sadece 8 cerrahın uygulayabildiği bu yöntem, en basit anlatımıyla üç aşamadan oluşmaktadır:

      • Birinci aşamada, midenin salgıladığı açlık hormonu ghrelini kontrol altına almak için, midenin sol üst dış kısmı alınır. Bu işlemle, vücuttaki insülin direncinin kırılması ve hastaların kontrollü bir şekilde kilo verebilmesi amaçlanır. Bu aşamada mideden alınan bölüm büyük değildir. Operasyon sonrası hastaların kilo vermesine neden olan şey, midenin hacminin küçülmesi değil; midedeki hormonal sistemin değiştirilmesidir. Bu operasyonun obezite cerrahisinden ayrılmasını sağlayan nokta da budur. Hastalar ameliyattan sonra kontrolsüz bir şekilde kilo kaybetmek yerine, vücut kitle indekslerine büyük oranda yaklaşırlar. Yani sağlıklı bir şekilde kilo verirler.
      • İkinci aşamada ise, onikiparmak bağırsağı mideden ayrılır; başka bir deyişle yemek girişine kapatılır. Bu sayede, alınan gıdaların, onikiparmak bağırsağından salgılanan insülin karşıtı hormonlarla karşılaşması önlenmiş olur. Ayrıca, bu işlemin hipertansiyonun kontrol altına alınmasında da etkisi olduğu bilinmektedir.
      • Üçüncü ve son işlem ise, ince bağırsakların son bölümünden alınan bir kesitin, onikiparmak bağırsağı yerine, bir ucuyla mide çıkışına bağlanması ve diğer ucuyla, aşağıda yeniden incebağırsaklarla birleşmesidir. Aslında ameliyat tekniğinin adı da buradan gelmektedir.

      Metabolik cerrahi , sadece diyabetin kontrol altına alınmasını sağlamakla kalmaz; ayrıca diyabetin getirdiği hipertansiyon, ellerde ve ayaklarda yanma ve karıncalanma, ayak ülserleri, böbrek sorunları, uyku apnesi, kalp damarlarındaki ve karaciğerdeki hasarlar, kolesterol ve trigliserid yüksekliği gibi sorunları da tamamen yok eder ya da büyük oranda düzeltir.

  • Obezite Cerrahi (Post Bariatrik) Sonrası Estetik
    • Obezite tedavisi konusunda son yıllarda yaşanan gelişmeler ve ortaya çıkan yeni  ameliyat teknikleri, obezite hastaları için  kısa zamanda yüksek miktarlarda kilo vermeyi mümkün kılmıştır. Obezite aşırı kiloluluk, şişmanlık olarak basitçe tanımlanan obezite sağlık açısından çok riskli bir durumdur.

      Çok kilolu olup kilo veren kişilerde sarkmalar olur. Bu sarkmalar karın bölgesinde, memelerde, kollarda, bacaklarda, popo da, sırtta olabilmektedir. Hasta kilo verdiği için fazla olan dokuların alınıp germe işlemlerinin yapılması gerekir. Hastanın hayat kalitesini bozan deri sarkmaları birden çok ameliyat basamaklarıyla toparlanır. Bu nedenle hastayla beraber planlamalar yapılır ve ameliyat sıralaması ve önceliklerine karar verilir. Karın bölgesindeki deri sarkmaları genital bölge üzerine gelerek hastanın hijyenini sağlamasında zorluğa sebep olabilmekte ve hareket kabiliyetini etkilemektedir. Kollar ve bacaklardaki aşırı sarkmalar hastanın hareketleri sırasında sürtünmelere sebep olmakta kitlesel etkisiyle zorluk yaratmakta ve pişik-yara açılmasına neden olabilmektedir. Gerek erkek gerekse kadında kilo verme sonrası memelerde aşırı sarkma olabilmektedir. Bu durum hastayı psikososyal olarak negatif etkiler. Vücut haricinde aşırı kilo verme sonrası yüz ve boyun bölgesinde de sarkmalar olmaktadır ve bu bölgelere de germe yapılması gerekir. Bu ameliyatlarda amaç hastanın yaşam kalitesini arttırmaktır.

      Ameliyat genel anestezi altında yapılır. Hastanın ameliyattan sonra hastanede kalış süresi hastaya göre değişebilmektedir. Ameliyattan 6-8 saat sonra hasta yürütülmeye başlanır. Hastanın iyileşme sürecinde sabırlı ve istekli olması önemlidir. Geçirdiği ameliyata göre özel korse giymesi veya bandaj takması gerekebilir. Hastanın ameliyattan sonra özel diyet ve egzersiz programına en kısa sürede başlaması gerekir.

Ageless